Dinlerin ve teistlerin zulmüne karşı duran aktivistler olarak en çok karşılaştığımız sorulardan biri, “Ateistler dinlere karşı neden mücadele eder?” anlamındaki sorulardır. Sonuçta, onlara göre, teistler dinleri gereği tebliğ ederler ve ateistlerin tebliğ etmesi için bir gereksinim yoktur: insanları dinlerden tedavi etmek ateistler için farz değil, “insanları dinlerden tedavi etti” diye ölümden sonra cennete gitmesi gibi durum söz konusu değil ateistler için. O halde, neden, özellikle Yeni Ateistler denilen grup, dinlere karşı tıpkı dindarların üslubunda mücadele eder? Kısa cevap:
Çünkü, teistler bizi hedef alan ve bizi yok etmek için elinden geleni yapan bir kitledir.
Bu soruyu ve cevabı anlamak için birkaç açıdan bakmamız gerekir ama hepsi de nihayetinde teizmin psikopatlığı kaynaklıdır.
Davranışsal Açı
Hiç düşündünüz mü [Yeni] Ateistler neden çağımızdaki mitolojileri (dinleri) hedef alır da Noel Babayı hedef almazlar, Harry Potterı hedef almazlar, düz dünyayı hedef almazlar, astrolojiyi hedef almazlar, reenkarnasyonu hedef almazlar, falı hedef almazlar, telekinezi iddialarını vs hedef almazlar?
Çünkü o masallara inananlardan hiç kimse bizi veya kendilerinden başkalarını taciz etmemekte fakat teistler ateistleri (ve kendilerinden olmayan herkesi) sürekli taciz ederler ve işte bu yüzden ateistler sadece din adı verilen masallara inananlarla mücadele eder; fal, astroloji, harry potter, reenkarnasyon türü masal türleriyle mücadele etme gereği görmeyiz – onlar psikopatik bir taciz tutumu sergilememekteler!
Hayatımda birçok çeşit *inanç* ile karşılaştım: astrolojiye inananlar, düz dünyaya inananlar, reenkarnasyona inananlar, karma’ya inananlar vs. vs. Fakat hiç birisi de “fala/astrolojiye/harry potter’a inanmıyorsun?” diye soru sormadı. “Harry Potter’ın yokluğuna dair bana kanıt sunabilir misin?” diye sormadı. Veya, “evrimde büyücülere yer vermediniz” diye evrimi Harry Potter karşıtlığı deklare etmedi.
Din adı verilen masallara inananlar dışındaki masallara inananlar bize asla “benim inandığım masala karşı” gerekçesiyle yaptığımız bilime, içtiğimiz içkilere, seviştiğimiz insanlara, giyim tarzımıza vs karışmıyorlar – haliyle, o masalların mensuplarını da biz Açıksözlü Ateistler iplemiyoruz: Harry Pottera, tanrılara, karmaya, reenkarnasyona vs istediğin kadar inan, bizim hayatımıza burnunu sokmadığın sürece biz iplemezdik fakat gel gör ki din adı verilen masallar kümesine mensup insanlar giyim tarzımızdan tutun, yaptığımız bilime kadar her şeye burnunu sokar!
İşte, bu durum, Açıksözlü Ateistlerin dinler adı verilen masallara karşı savaşıp da Harry Potter mensuplarıyla savaşmama nedenlerinden birisi bu.
Düşünsel Açı
Teizm (ve dinler); kutuplaştırıcı, ötekileştirici, düşmanlaştırıcı, şiddet ve zulmü meşrulaştırıcı bir yapı vardır düşünsel olarak baktığımızda.
Her şeyden önce, teistler, bir grup olarak, kendilerinden olmayanları ötekileştirir ve onlara düşmanlık güder; sonra kendi içlerinde kutuplaşırlar ve kendi içlerinde düşmanlaşırlar ve bu durmadan devam eder!
Teizm, içinde bulunduğumuz evreni her şeye gücü yeten, her şeyi bilen, her zaman her yerde bulunan bir kişinin, belirli bir amaç doğrultusunda evreni yarattığına olan inançtır. Ama gel gör ki, teistler, kendilerine mensup olmayanları sürekli gruplaştırır, ötekileştirir ve onlara tavır alır:
- Astrolojiye, fala, düz dünyaya, karma’ya, reenkarnasyona vs mensup olmayanlara dair bir isimlendirme yok:
a+astrolojist, a+falist, a+karmaistgibi ayrımlar yok ama teizme mensup olmayanlar için bir isim var: a+teist! - Astroloji, fal, karma, Harry Potter gibi masallarla ilgilenmeyenler için bir kavram yok fakat gel gör ki teizmle ilgilenmeyenler için bir kavram var: apa+teisttrwiki!
Örnekleri devam ettirmek mümkün fakat gerek yok! Şimdi, teistlerin kendi içlerindeki kutuplaşmalara ve düşmanlıklara bakalım.
Örneğin, Hristiyanlar ve Müslümanlar olarak bölünmelerini ele alalım. Birbirlerini yok etmek amaçlı tarih boyunca savaş veregelmiş bu 2 teist grup, aynı savaşı kendi içlerindeki bölünmelerde de yaşarlar: Müslümanlar, başlıca Şiiler ve Sünniler diye bölünür; Hristiyanlar, başlıca Katolikler, Ortodokslar ve Protestanlar diye bölünür. Sonra bu alt bölünmelerin hersi de çeşitli şekilde birbirlerinden bölünür – durmadan kendisinden farklı olan herkese saldırırlar ve bütün bu gruplar tarih boyunca birbirlerine karşı savaşageldiler – birbirlerini yok etmek amaçlı zulüm edegeldiler! Görüldüğü gibi, teistler, ister zihinsel olarak ister davranışsal olarak kendilerinden farklı olanlara asla dayanamayan, kendisinden farklı olan herkesi yok etmek düşüncesinde olan bireylerdir!
Teizme Verilen Dokunulmazlık
Bütün bunlara rağmen, içinde bulunduğumuz dünya konjonktüründe, dinlere hem hukuksal hem toplumsal açılardan çeşitli dokunulmazlıklar verilmiştir. Bu konu kendi başına blog olacak kadar geniş ve zengin bir konudur, şimdi burada genişliğine irdelemeyeceğiz bu durumu.Kısa bir örnek:
Bakara suresi 171’inci ayet, Muhammedi inkar edenleri “sağır, dilsiz, kör, düşünmeyen” diye lanse eder:
İnkâr edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkâr edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı anlamazlar.
Fakat gel gör ki, İslam hadislerinden (ve geleneksel, konvansiyonel tarihten) yola çıkarak saptamada bulunan ve bu saptaması sayesinde Muhammede pedofil diyen Avusturyalı bir kadın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından cezalandırıldı. AİHM kararında “başkalarının dini duygularının korunması” gerekçe gösterilerek – Yani, dinler ve dindarlar başkalarına istediği gibi hakaret eder, o kitaplar yasaklanması gerekmez, dinler hakaret ettiğinde başkalarının duygularının incinmemesi umursanmamakta hukuk sistemimizde fakat dini bir figür üzerine tarihsel ve psikolojik saptama dile getirildiğinde biz ceza almaktayız (hem de bu saptama, halka açık bir münazarada yapıldı – yani, durduk yere ortalığa çıkarak birilerini incitmek amaçlı değildi).
Bu bahsettiğim örnek, hukuki bir dokunulmazlık örneğidir: Bir din, kendisini kabul etmeyenlere (buna diğer dinler de dahil) rahatlıkla hakaret ederken bu hukuk sistemimiz “insanların dini duygularının incinmemesi” durumunu hesaba katmamakta ama hakareti eden bir din olmayıp bir başkası olunca “insanların dini duygularının incinmemesi” faktörü önem kazanır.
Dinlere verilen bu dokunulmazlık hukuk sistemimizle de sınırlı değildir! Maalesef ki, bize hakaret eden dinlere biz ses çıkardığımızda, kendisine ateist diyen insanlar da bize “militan, saygısız, toleranssız” gibi damgalar atmakta – yani, topluma o kadar aşılanmış ki bu dinlerin psikopatik dokunulmazlığı, ateistler bile bu durumun farkında değil ve bu dokunulmazlığa biat etmekteler! Bu dinler, aynı dine göre seks yapmayanlara hakaret eder, eşcinsellerin öldürülmesi gerektiğini söyler, kendisine biat etmeyenlere cebir kullanmayı söyler ama bütün bunlara rağmen dinlere laf edilmemelidir diye bir çifte standart aşılanmış toplumumuza.
SONUÇ:
Baya kısa özet olarak izah ettiğimiz bu cevapta, [Yeni] Ateistlerin neden teistlerle mücadele ettiğine dair açıklama yaptık. Burada sözü edilen hususların her biri kendi başına uzun bir makale ve hatta kitap hatta ansiklopedi olacak kadar geniş ve kapsamlıdır. Daha burada bahsetmediğimiz nedenler de var, örneğin, dindarların dinleri lehine olmayan veya aleyhine olan bilimsel gelişmeleri sansürlemek istemesi, bilim insanlarını ve felsefecileri öldürmesi; insanların kürtaj ve cinsellik hayatlarını kısıtlamaya çalışması; bilimi ve sosyal hayatı aksatan komplo teorilerine teistlerin daha yatkın olması gibi bir sürü nedenler var. Ama hepsini özetleyerek cevap verecek olursak: Yeni Ateistler dindarlara karşı mücadele eder çünkü dindarlar insanlara zulüm eden insanlardır ve dinler, psikopatlığı meşrulaştıran bir araçtır – daha yaşanılası bir dünya için; gelecek nesillerin teist zulmünden kurtulması için Yeni Ateistler dinlere ve dindarlara karşı mücadele eder.
Açıksözlü Ateizm: Tüm Dünyanın Düşünebilen İnsanları, Birleşin!

Yorum bırakın