Neoteistler, Yeni Ateizmi bilimcilikle asılsız suçlamış ve tanrıya bilimsel delil talep edilmesi bir hata imiş gibi insanları kandırmıştır

Neoteist Mitler 2: “Yeni Ateizm bilimcidir”

GİRİŞ

Richard Dawkins, Sam Harris, Christopher Hitchens ve Daniel Dennett önderliğindeki aktivistik ateizm akımına yöneltilen en büyük eleştiri, Bilimcilik ithamı olsa gerek. Neoteistler, bu akımı bilimciliğe eşdeğer olarak görmüşler ve bilimciliğin felsefi camiada geçersiz görünmesi üzerinden Yeni Ateizm adı verdikleri akımı epistemik açıdan geçersiz (ya da zayıf) ilan etmişlerdir.

Bu asılsız iddia öylesine yaygınlaştırılmış ve doğru kabul edilmiştir ki, neoteistler neredeyse hiçbir zaman bu ithamlarını temellendirme girişiminde dahi bulunmamaktalar. Bu yazımız, söz konusu eleştirilere yer verir, onları değerlendirir ve bu eleştirinin asılsız olduğunu öne sürer. Yazımızın amacı, Yeni Ateistlerin bilimci olmadığını göstermek ve bu eleştiriyi yöneltenlerin başarısızlığını gözler önüne sermektir. Bilimci olmanın tutarlı  veya tutarsız olması bu yazımızın kapsamında değildir.

1.     Bilimcilik tanımı

Osmanlı döneminde İlimcilik ve İlmiye adlarıyla da bilinen Bilimcilik, günümüzde Bilimtaparlık ve Bilimperestlik isimleriyle de bilinir. En yaygın ve kapsamlı tanım olarak bilimciliği “bilgi edinmenin yegâne yolu olarak bilimi görmek” denilebilirken, kimi kaynaklar “yegâne veya en iyi yolu” der.

Bilimciliğin tanımlarına baktığımız zaman, bilimciliğin kapsamı konusunda farklılıklar görebilmekteyiz. Birçok teologlar ve filozoflar için Bilimciliğin en büyük entelektüel suçlardan biri olduğunu belirten Gregory Peterson (2003), bilimciliğin en yaygın tanımı olarak şöyle der:

Bilim, gerçek bilginin yegâne kaynağıdır ve, öylece, bilimin keşfetmediği şey, var olmayan şeydir.

Oxford Languages’ın Türkçe sürümü Bilimcilik tanımını şöyle verir:

bilginin dayanağı olarak yalnızca bilim yöntemine önem veren anlayış

Edward Feser (2008), Yeni Ateizmi bilimcilikle eleştirirken bilimciliği şöyle tanımlar:

Tabii ki, onlar bilimsel akıl yürütmenin, ve belki de matematiksel akıl yürütmenin de, geçerli tek yol olduğunu öne sürmekle yanıt verebilirler ve öylelikle metafiziksel argümanları en baştan saf dışı bırakabilirler. Ama bu görüş (“bilimcilik” veya “pozitivizm” diye bilinen görüş) ile ilgili iki problem vardır

Yeni Ateizmi savunan Victor Stenger ise Bilimcilik hakkında şöyle der (2009):

Bilimcilik, bilimin bilginin tek kaynağı olduğu görüş

Yeni Ateizmi bilimci diye eleştiren Massimo Pigliucci (2013) bilimciliği şöyle tanımlar:

Bilimcilik burada, bilimi ilginç soruların nihai standartı ve hakemi olarak gören; veya bilimin tanımını ve kapsamını insan bilgisi ve anlayışının tüm yönlerine genişleten davranış diye tanımlanmakta

Farklı tanımlara baktığımız zaman,  farklı ama birbirine oldukça yakın 4 tanım ile karşılaşmaktayız:

1.       Geçerli tek bir bilgi türü vardır – sadece bilim ile elde edilen bilgiler geçerlidir.

2.       Bilim, evrene dair her tasavvurun (sanat, ahlak, felsefe vs.) üstünde olan standart bir referans birimidir.

3.       Bilim, bilgi edinmenin yegâne veya en üstün yoludur.

4.       Bilimin ele alamayacağı konu yoktur, bilim, tüm dalları kapsar.

Birinci, ikinci ve dördüncü tanıma örnek, Alper Bilgili’dir. Bilgili bilimciliğin tanımı hakkında şöyle der (2018):

Bilimciliği kısaca, kabaca şöyle tanımlayabiliriz: Tek geçerli bilgi türü, doğa bilimleriyle elde edilen bilgi türüdür. Onun dışında kalan bilgi türleri meşru değildir. Bu bağlamda bilimcilerin genel iddiası, bilimin insanların tek rehberi olması gerektiğidir.

Sean Carroll ise bilimciliği “bilimin, bilimin doğru yaklaşım olmadığı vaziyetlerde doğru yaklaşım olduğuna inanmak” diye tanımlar ve “kimse bu tanımı kullanmaz ama bu tanım bu kelimenin kullanımına tam olarak denk gelmekte” diye ekler (Carroll, 2013).

4 farklı bilgi tanımına bakıldığı zaman, neoteistlerin Yeni  Ateistleri  1. Ve/veya 2.tanıma mensup olmakla eleştirdiğini söylemek daha doğru olur (bir sonraki bölümde göreceğimiz gibi) çünkü ancak o tanımlarda Yeni Ateistleri “bilimsel değil diye metafiziksel iddiaları yok saydılar” diye eleştirmek mümkün.  Bu tanımlara bakıldığı zaman, Yeni Ateistleri bilimci sayabilmek için Yeni Ateistlerin her şeye bilimsel kanıt talep ettiği veya bilimi hakem olarak kullandığı temellendirilmelidir.

2. neoteistlerin Bilimcilik Eleştirisi

2.1 Asılsız iddialar

Yeni Ateizme yöneltilen bu bilimcilik eleştirisi o kadar yaygın ki, neoteistlerin neredeyse hiç biri de bu eleştiriyi temellendirme gereksinimi görmez – öylesine “Yeni Ateistler bilimcidir” derler ve bu iddia sanki genelgeçer evrensel bilgiymiş gibi buna dair herhangi bir kanıt sunmazlar.  

Shepherd’e göre (2021, 40), Yeni Ateistlerin 3 ana meydan okumasına teist düşünürlerin verdiği yanıtlardan birisi, Yeni Ateistlerin dogmatik bilimciliğini vurgulamaktır. Edward Feser (2008) Yeni Ateistleri “[tanrının varlığına dair] soru ile ilgili yegâne rasyonel fikirler, felsefi değil bilimsel olanlardır” görüşünü benimsemekle itham eder fakat buna dair herhangi bir kanıt sunmaz – Yeni Ateistlerin bu yöndeki herhangi bir demecini alıntılamaz, Yeni Ateistlerden referans vermez veya Yeni Ateistlerin tutumlarından hangisinin o sonuca götürdüğüne dair herhangi bir temellendirme sunmaz.  Öylesine iddia eder ve geçer.

John Gray (2018) de, tıpkı Ed Feser gibi, hiçbir dayanak sunmaksızın “Yeni Ateistler Comte’nin Pozitivist felsefesinin yılmaz havarileridir” der ama o da hiçbir dayanak veya temellendirme sunmaz.

Christopher Cotter (2017)’ın demeci de neoteistlerin bu eleştirilerini kanıtlama gereksinimi görmediğine dair çok iyi bir örnektir. “Yeni Ateistlerin din ile meşguliyeti bilimciliğe yakındır” der, o da bir dayanak veya temellendirme sunmaz Yeni Ateizmi böyle yaftalayan iki kişiye atıfta bulunmaktan dışarı. Devamında, Cotter adeta itirafta bulunur:

Yeni Ateizmi bilimciliğe bağlayan argüman, Pigliucci (2013)“Yaygın Ateizm bugün her gün bilimcilikten daha da ayırt edilemez hale gelmekte ve doğa bilimlerinin bilişsel, ahlaki ve nihai politik otoritesini sağlamlaştırmaya yönelmekte” diyen Stephen LeDrew (2012, 71) tarafından ikna edici seviyede oluşturulmuştur. Böylece, bu argümanların detayına inmeksizin, “Yeni Ateizm” ve “bilimcilik”in pratiken eşanlamlı olduğunu basitçe varsayayım.

Cotter’ın bu demeci, Yeni Ateistleri öylesine damgalamanın itirafıdır adeta, zira, böyle bir ithamda bulunur ve bunun detaylarına inme gereksinimi bile görmediğini belirtir – bu argümanı işlediğini söylediği iki yazarı adres göstermekten dışarı. Öyleyse, bahsettiği 2 yazara ve çalışmalarına bakalım, zira, bir ithamda (veya iddiada) bulunup da o ithamın (veya iddianın) arkasında durulması gerektiğine akıl erdirebilen bir neoteiste ilk kez denk gelmekteyiz belki?

2.2 Stephen LeDrew

Cotter’ın adres gösterdiği LeDrew çalışması, “The Evolution of Atheism: Scientific and Humanistic Approaches (Ateizmin Evrimi: Bilimci ve Hümanistik Yaklaşımlar)” adlı çalışmasıdır ve Cotter’ın iddialı konuşmasının aksine, LeDrew da o çalışmasında Yeni Ateizmin bilimciliğe götürdüğüne dair veya Yeni Ateizmin içsel olarak bilimci olduğuna dair herhangi bir temellendirme sunmamakta. LeDrew, Cotter’ın alıntıladığı gibi şöyle der ama devamında hiçbir temellendirme veya kanıt sunmaz, sunmaya da girişmez:

Günümüzün yaygın Ateizmi her gün bilimcilikten daha da ayırt edilemez hale gelmekte ve doğa bilimlerinin bilişsel, ahlaki ve nihai politik otoritesini sağlamlaştırmaya yönelmekte ve Aydınlanmadan, ahlaki ve sosyo-politik eleştirilerden ve daha sonraki sosyalist projelerden türetilmiş hümanistik ateizmin büyük geleneğine ihanet ederler.

Cotter’ın lanse ettiğinin aksine, LeDrew, Yeni Ateizmi bilimciliğe bağlayan herhangi bir argümanda bulunmamakta.

2.3. Massimo Pigliucci

Cotter’ın adres gösterdiği ikinci yazara ve çalışmasına bakalım, Massimo Pigliucci’nin “New Atheism and Scientistic Turn in the Atheism Movement (Yeni Ateizm ve Ateizm Harekatında Bilimci Dönüşüm)” adlı çalışması. LeDrew ve diğer neoteistlerin aksine, Pigliucci Yeni Ateizmin bilimciliğe dayandığına dair argümanda bulunur:

Yeni Ateizm’in dinleri eleştirme yaklaşımı felsefeden daha çok çok daha bilime dayanır. Yeni Ateistlerin birçoğu (kayda değer istisna Daniel Dennett) felsefeyi bir bilgi ya da anlayış kaynağı olarak görmeyi küçümseyen söylemleriyle kayıta geçmiştir. Dawkins, “tanrı hipotezi”nin yanlışlanabilir bir bilimsel hipotez olarak muamele görmesi gerektiğini söyler; Stenger – kitabını giriş bölümünde – der ki “Bilim tanrının var olmadığını göstermekte” (vurgu bana ait); ve Harris daha sonra okuyucularını ahlaki sorulara en iyi cevabı bilimin verdiğini ikna etmek için, iki bin beş yüz yıllık ahlak felsefesini yok saydığını bir kitap yazdı (bu hakkında aşağıda daha detaylı konuşacağız).  Bunların hepsi, benim anlayışıma göre, bilimciliğin bir çeşit tanımıdır. Bilimcilik burada, bilimi ilginç soruların nihai standartı ve hakemi olarak gören; veya bilimin tanımını ve kapsamını insan bilgisi ve anlayışının tüm yönlerine genişleten davranış diye tanımlanmakta.

Pigliucci, şu durumları bilimcilik olarak lanse eder:

1. Dinleri felsefeden daha çok bilim üzerinden eleştirmek.

2. Felsefeyi küçümsemek.

3. Tanrının varlığı sorusunu bilimsel hipotez olarak değerlendirmek – Dawkins ve Stenger’e bağlar.

4. Ahlağa felsefi yerine bilimsel yaklaşmak – Sam Harris’e bağlar.

2.4. Whitley Kaufman

Yeni Ateizmi bilimci olmakla eleştirip de atıfta ve referansta bulunan bir diğer yazar, Whitley Kaufman’dır. “New Atheism and Its Critics” adlı çalışmasında Kaufman şöyle der:

Yeni Ateist pozisyonu “bilimcilik” diye betimlenebilir: bilimin bilginin yegâne kaynağı olduğu tutumu, çağdaş filozoflar tarafından oldukça reddedilen bir pozisyondur bu.  Jerry Coyne hatta sosyal bilimler, edebiyat, felsefe ve hatta matematiğin bile, “profesyönel bilim insanları”nın kullandığı yöntemleri kullanmaları dışında bilgi üretemediğini ısrarla belirtir (2015, s. 186). Dawkins, bilim insanlarını “dünya hakkında doğrular konusunda uzman” diye nitelendirmeye kadar ileri gider (2003, s. 84).

Kaufman, Yeni Ateizmi bilimcilikle itham ettiği argümanında şu hususlardan yararlanır:

  1. Bilimsel yöntem kullanılmazsa diğer disiplinlerin bilgi üretemeyeceğini öne sürmek bilimciliktir – Jerry Coyne’a bağlar bu iddiayı.
  2. Bilim insanlarını doğruları bulmakta uzman olarak görmek bilimciliktir – Dawkins’a bağlar bu iddiasını.

Sıradaki bölümde Yeni Ateistlerin bu bilimcilik eleştirisine verdiği cevapları ve neoteistlerin argümanlarını değerlendireceğiz.

3. Yeni Ateistlerin Bilimcilik Konusundaki Tutumları

Victor Stenger

Victor Stenger, yeni ateistleri bilimci diye eleştirenlere bu yönde herhangi bir Yeni Ateistten alıntı yapmaları yönünde meydan okur (2009):

Teistik eleştirmenler, Yeni Ateizmi, dünya ve insanlık hakkında öğrenilebilecek tek yol bilimdir diyen ilke olan “bilimci” olmakla ayıplarlar. Onlar, böyle diyen tek bir yeni ateistten bile alıntı yapamazlar.

Ve Stenger bu bilimcilik eleştirisini çürütmeye devam eder:

Biz, diğer düşünce alanları olan sanat, müzik, edebiyat, şairlik ve ahlak felsefesi gibi alanların kıymetini biliriz ve onlarla meşgul oluruz. Aynı zamanda, gözlemlenen bir fenomen mesele olduğunda, bilimsel yöntemin bir rol olduğu konusunda ısrar ederiz. Bu demek, doğaüstü ve evrenin işleyişinde aktif meşguliyette olan herhangi bir tanrının varlığı sorularını da kapsar.

Stenger, Yeni Ateistlerin diğer disiplinlere dindarlardan daha çok saygı duyduğunu ekler ve sadece dünyayı duyu organlarımızla anlayabileceğimiz iddialar söz konusu olduğunda o iddianın bilimsel olarak test edilmesine izin verilmesi konusunda ısrarcı olduklarını ekler:

Ateist görüşü, kimi inançlıların hakaretsel nitelendirmesi olan, bilimin bilginin yegâne kaynağı olduğu görüşü olan “bilimcilik” görüşü değildir. Ateistler; aşkın, dostluğun ve öbür insan ilişkilerinin de dahil olduğu sanatın, müziğin ve şairliğin güzelliğini dindarlar kadar değerlendirir. Biz hayatı dindarlardan daha çok severiz çünkü bizde var olan her şey budur. Biz, birilerinin hissedebildiğimiz dünya hakkında iddiası söz konusu olduğunda bilimin ve aklın o iddiayı test etmesinin kabul edilmesi konusunda ısrar ederiz sadece.

Stenger, The God Hypothesis (Tanrı hipotezi) adlı makalesinde şefaat duası, vahiy gibi dini iddiaların test edilmesinin mümkün olduğundan, bu yönde testler yapıldığından ve testlerin hiç birisinin de başarıyla sonuçlanmadığından bahseder.

Özetle denilebilir ki, Victor Stenger, Yeni Ateistlerin bilimci olduğuna dair iddiaların asılsızlığını söyler, Yeni Ateistlerin bilimci olmayıp, felsefe, sanat gibi dallarla tamamen iç içe olduğunu söyler ve Yeni Ateistleri bilimci diye itham edenlere Yeni Ateistlerden bu yönde alıntı yapmaları için meydan okur.

Jerry Coyne

Kaufman’ın “Bilimci” diye yaftaladığı Jerry Coyne, matematiğin ve felsefenin “daha sınırlı bilgi” ürettiğini söyler (2015, b. 4.3, p. 8). Aynı zamanda, sanatın da sanatçının karakterini, tercihlerini ve toplumdaki insan etkileşimlerinin sanatçı tarafından nasıl algılandığını veya deneyimlendiğini yansıttığını söyler (2015, b. 4.3, p. 16). Faith versus Facts (İman, Olgular Karşısında) adlı kitabında bilimcilik eleştirilerine değinen Coyne, bilimciliği Yeni Ateizm veya Ateizm ekseninde değil, bilim insanlarının bilimci olup olmadığı açısından ve dindarların bilimcilik eleştirisi  üzerinden oynadıkları oyun üzerinden değerlendirir, objektif ve sübjektif bilgi ayrımına giden Coyne, bilimi evren hakkında objektif bilgi edinmenin yegane yolu olarak gösterir. Matematiksel teoremlerin evren hakkında bilgi olmadığını söyleyen Coyne’a göre, matematik, bir dizi varsayımların mantıksal sonucu hakkındaki bilgileri üretmektedir ve felsefe de benzer çeşit bilgi üretmektedir (2015, b. 4.2, p. 9 – 10; b. 4.3, p. 8-9). Dahası, Coyne, bilim felsefesini küçümseyen Richard Feynman’a karşı çıkar. Richard Feynman’a atfedilen “bilim felsefesi bilim insanlarına ornitolojinin kuşlara olan kullanışlılığı kadar kullanışlıdır” demecine karşı çıkar ve şöyle der (2015, b. 4.2, p. 9):

O [Feynman] 2 açıdan hatalıydı. Bilim felsefesi bilim insanları için kullanışlıdır ve ornitoloji kuşlar için kullanışlıdır (çoğu kuşçular doğacı-korumacıdır). Felsefe, örneğin, bilinç, evrim ve evrimsel psikoloji gibi meseleler üzerine düşünmek için; yaratılışçılık gibi sözde-bilimlerdeki safsataları tespit etmek için; kesin çerçeve temin eder ve sıradan insanlara bilimi anlatmak için dakik çerçeve temin eder. Felsefenin önemli kıymetlerinden birisi, önemli mantıksal hataları tespit etmekteki özelliğidir. İyi bir örnek, teistlerin iddiasının aksine, çoğu insanın ahlakını Tanrı’nın diktelerinden değil seküler düşünmeden türettiğini gösteren Plato’nun “Euthyphro Argümanı”dır. Bu da bir çeşit bilgi gibi görünmekte.

Not edelim ki, olgular dünyasını bilimin alanı olarak göstermek Yeni Ateistlere özgü bir şey değildir. Bilim felsefecisi Stephen Jay Gould örneğin Non-overlapping Magisteria (NOMA, Kesişmeyen Disiplinler) adlı din-bilim ilişkisi modelini geliştirmekle ünlüdür. Bu modele göre, bilim olguları din değerleri öğrenen iki ayrı disiplindir. Kaufman’ın argümanı incelenirken Coyne üzerine olan bilimci değerlendirme üzerine daha çok duracağız (bakınız: 4.2. bölüm).

Daniel Dennett

Yeni Ateizmin 4 atlısından biri olan Dennett, bilimcilik hakkında “tanımlanmamış bir kavramdır tamamıyla. Bu, hoşlanmadığınız bilimdir” der (Coyne, 2015, b. 4.3, p. 16). Daniel Dennett’ın kendisi akademide felsefe dersleri vermiş bir felsefe profesörüdür. Bilim felsefesi, zihin felsefesi ve biyoloji felsefesi alanlarındaki çalışmalarıyla bilinir.

Dennett’ın bilimcilik konusundaki tutumu da Coyne’ın tutumuna benzetilebilir. Coyne gibi, Dennett de bilimcilik eleştirisini bir çeşit damgalama oyunu olarak görmekte (Byrnes, 2006):

Bu [bilimci eleştirisi], her-yönlü-amaca-hizmet-eden bir oyundur. [Bilim konusundaki]Skeptiğin son sığınağıdır. Birileri, onların hoşuna gitmeyen bilimsel bir teoriyi öne sürdüğünde, onlar bu durumu “bilimcilik” diyerek kredisizleştirmeyi denemekle yetinirler. Ama söz konusu olgular olduğunda, ve olguların açıklaması olduğunda, bilim bu alandaki yegâne alandır.

“Bilim dini araştırabilir mi (Can Science Study Religion?)” sorusuna “ne kastettiğinize bağlı” diyen Dennett (2006, 29), sadece dinin hakimiyetinde olan ve bilimin cevaplamayabileceği alanların var olabileceğinden bahseder ve bilimin dinin yerini almaya çalışması gerektiğini önermediğini ama dinlerin neler yaptığını bilimin incelemesi gerektiğini söyler (2006, 30-31).

4. Eleştirilerin Değerlendirilmesi

Yeni Ateizmi bilimcilik diye eleştiren neoteistlerde Pigliucci ve Kaufman hariç kimse bir temellendirmeye girişmediklerini not etmiştik. Burada Pigliucci ve Kaufman’ın eleştiri-argümanlarını ele alacağız.

4.1  Pigliucci’nin argümanının değerlendirilmesi

2.bölümde belirttiğimiz gibi, Pigliucci argümanında şu durumlar bilimciliğe eşdeğer diye öne sürülmekteydi:

1. Dinleri felsefeden daha çok bilim üzerinden eleştirmek.

2. Felsefeyi küçümsemek.

3. Tanrının varlığı sorusunu bilimsel hipotez olarak değerlendirmek – Dawkins ve Stenger’e bağlar.

4. Ahlaka felsefi yerine bilimsel yaklaşımla yaklaşmak – Sam Harris’e bağlar.

Pigliucci bu durumların bilimcilik çeşidi olduğunu öne sürmekteydi fakat bu 4 durumun hiç birisi de bilimciliğe eşdeğer değildir, Pigliucci’nin bilimcilik tanımında dahi. Pigliucci, bilimciliği ilginç sorular için bilimi nihai standart ve hakem olarak görmek; veya alternatifen bilimi insan anlayışının her yönünü kapsayacak şekilde genişletmek diye tanımlamaktaydı.  İster Pigliucci tanımını ister diğer tanımları ele alalım, dinleri felsefeden daha çok bilim üzerinden eleştirmek bilimi “nihai standart” veya “bilginin yegâne kaynağı” olarak görmeye eşdeğer mi oluyor? Eğer “evet” diyecekseniz bize bunu nasıl  ve niye öyle görmemiz gerektiğini  açıklaması gerekir, Pigliucci (veya diğer neoteistler) buna dair hiçbir temellendirme sunmamaktalar. Pigliucci’nin bu eleştirisini doğru kabul etmek için “birisi bir konuda felsefeden daha çok bilim ile meşgul oluyorsa, o kişi bilimi nihai standart olarak görüyor” diye akıl yürütme yapmamız gerekirdi – eğer Pigliucci eleştirisini doğru saymamız isteniliyorsa, bu eleştirinin taraftarları bu tür akıl yürütmenin doğru olduğu konusunda bizi ikna etmelidir. Dahası, Pigliucci din eleştirisini ya felsefe monopolisinde görüyor veya felsefe monopolisinde tutmak istiyor ya da “dini eleştirmek isteyen herkes dini en çok felsefe üzerinden eleştirmeli, eleştiri türünde felsefi eleştiri türünden daha fazla eleştiri getirmemelidir. Getiriyorsa bilimcidir” diye örtülü kriterler devreye sokuyor. Açıkça görülmekte ki Pigliucci bir felsefetapardır, Yeni Ateistler bilimci değil – Pigliucci, Yeni Ateistlerin felsefeden çok bilimle meşgul olmasını kıskanan bir felsefetapardır.

Aynı hatalar, felsefeyi küçümsemek dedikleri 2.madde için de geçerli. Felsefeyi küçümsemek birilerini bilimci mi yapıyor? Eğer evet denilecekse buna dair temellendirme sunulmalı. Açıkça görülmek te ki, Pigliucci, felsefeyi, küçümsenmesi tolere edilemez (blasphemy yapılamaz) olarak gören bir felsefe-tapardır. 

Ayrıca, Yeni Ateistlerin felsefeyi küçümsediği iddiaları da asılsızdır – buna dair de herhangi bir kanıt ve temellendirme göstermemekteler, bu iddianın yanlışlığını 4.hususa değindiğimizde konuşacağız. Aksine, felsefecilerin felsefeyi çok abarttığı ve yücelttiği ile karşılık veririz bu duruma, Pigliucci de bu felsefe-taparlığa bariz örnektir: Pigliucci’nin gözünde dinlere en çok eleştiri felsefi türde olmalıdır, felsefi türden daha çok türde eleştiri olamaz Pigliucci’nin gözünde, felsefe, küçümsenemeyecek kadar kutsaldır. Bütün bunlar, teistlerin tanrıya atfettiği yücelik ve kutsallığın felsefeye uyarlanmış halidir.  Ama farz edelim biz felsefeyi küçümsüyoruz, felsefeyi küçümsemek “bilim bilginin yegâne kaynağıdır” demeye eşdeğer mi oluyor? Buradan yola çıkarak birilerini bilimci dememiz için, o birilerinin sanat, şiir, matematik gibi dallarda da bilimsel delil talep ettiğini (veya etmek zorunda olduğunu) göstermeleri lazım bize, ama öyle bir kanıt göstermemektelar.

Pigliucci’nin 3.maddesi olan “tanrıyı bilimsel hipotez olarak değerlendirmek” hususunda da aynı sorunlar geçerli. “tanrı bilimsel hipotezdir” demek bilimi bilginin yegâne kaynağı olarak görmek anlamına mı geliyor? Veya öyle görülmesini kaçınılmaz mı kılıyor? Dahası, neoteistler (Ryan Falcioni hariç), tanrıyı bilimsel hipotez olarak görmeyi felsefi hata olarak lanse ederler ama buna dair bir temellendirme sunmazlar, öylesine iddia edip geçerler ve Victor Stenger’ın tanrının bilimsel olarak test edilebileceğine dair temellendirmesi ile meşgul olmazlar, onu yok sayarlar (Ryan Falcioni hariç). Pigliucci’nin bu eleştirisine genel olarak cevabım şöyledir: bu husus da asılsız ve yetersizdir. Birileri tanrıya bilimsel delil istemesi, o hakkında “bilimi bilginin yegâne kaynağı olarak görüyor” diye düşünmek için yeterli değildir. Pigliucci’nin bu eleştirisi “tanrıya istenilen çeşit delili her şeye istenilen çeşit delilidir” diktesine dayanmakta fakat bu düşünce yanlış bir düşüncedir. Eğer biz Pigliucci’nin bu asılsız çıkarımını kabul edecek olsak, tanrıya felsefi delil yeterli diyen insanları da “her şey için felsefi delil yeterli diyor” dememiz gerekirdi ama kimse de böyle hareket etmemekte. Örneğin, tanrıya felsefi delil yeterli diyen birisi araba satın almak istediğinde arabaya empirik delil talep eder, arabayı test sürüşüne çıkarır – buradan da görmekteyiz ki Pigliucci’nin “tanrıya istenilen delil çeşidi her şey için istenilen delil çeşididir” varsayımı hatalıdır.

Son olarak, Pigliucci Harris’i “2500 yıllık ahlak felsefesini yok saymak” ile ayıplamaktaydı fakat bu iddiası hem olgusal olarak yanlıştır hem de hatalı bir akıl yürütmedir. Sam Harris, The Moral Lanscape (Ahlakın Coğrafyası, 2010) adlı kitabında ahlak felsefesindeki soruları tartışır. Örneğin,  Hume Giyotini olarak bilinen ustura üzerine George Edward Moore tarafından geliştirilmiş “Açık Soru Argümanı” üzerine tartışmalara değinir ve kendi cevaplarını önerir (10 – 38). Harris’in bu soruya önerdiği cevap, esenliktir (well being). Ahlaki sorunlara insan esenliği (well-being) üzerinden yaklaşan Harris’in tutumu, yararcı (utilitarianist) ve/veya consequentialist (akıbetçi) ahlak anlayışı kapsamında değerlendirilebilir. Pigliucci’nin 2.hususu olan “Yeni Ateistler felsefeyi küçümser” iddiası da yanlıştır/yalandır görüldüğü gibi – Victor Stenger, Sam Harris, Jerry Coyne gibi nice ateistlerin hepsi de felsefi çalışmalarda bulunan şahıslardır ve onların felsefeye verdiği önemi oldukça kısa özetlendi.  3.2. bölümde görüldüğü gibi, Jerry Coyne, felsefeyi küçümseyen söyleme karşı felsefeyi savunmakta ve felsefenin mantıksal hataları göstermekteki öneminden bahsetmekte.

Ama bir anlığına farz edelim Sam Harris gerçekten de ahlaka bilimsel yaklaşmakta ve ahlak felsefesini yok saymakta, bu durum onu bilimci mi yapıyor? Yapıyorsa nasıl? Ahlak’a bilimsel yaklaşmak en fazla bilimi ve ahlakı yanlış anlamak denilebilir, “bilimi tüm soruların nihai standartı” olarak görmeye eşdeğer değildir bu durum. Pigliucci 1. ve 3.maddede yaptığı hatayı burada da yapmakta “ahlaka olan yaklaşım her şeye olan yaklaşımdır” akıl yürütmesine dayanıyor bu eleştirisi ama öyle akıl yürütme de hatalıdır (3.maddeyi değerlendirirken konuştuğumuz gibi). Yani, Pigliucci’nin argümanı hem olgusal hataya hem çıkarımsal hataya dayanmakta.

4.2  Kaufman’ın argümanının değerlendirilmesi

Kaufman’ın Yeni Ateistleri bilimsel olarak nitelemesi şu 2 hususa dayanmaktaydı (bkzn: 2.4. bölüm)

  1. Bilimsel yöntem kullanılmazsa diğer disiplinlerin bilgi üretemeyeceğini öne sürmek bilimciliktir – Jerry Coyne’a atfeder bu iddiayı.
  2. Bilim insanlarını doğruları bulmakta uzman olarak görmek bilimciliktir – Dawkins’a atfeder bu iddiasını.

Ama bu “öğrenmenin diğer yolları”, sıklıkla adlandırıldığı gibi, spiritüalite ve dinlerden daha fazlasını içerir. Ek adaylar, beşeri bilimler, sosyal bilimler, sanat, müzik, edebiyat, felsefe ve matematiktir. “Diğer yollar” setinin tümü sadece beşeri bilimler savunurlarından ibaret değil, aynı zamanda, ilahlarına dair iddialarına destek olmayan isteyen, iman, dogma, vahiy, kutsal metin ve otorite gibi kendi “bilme yolları”nı kullanmak isteyen teistleri de içerir.

Ben bu disiplinlerin bazılarının gerçekten de bilgi hasıl edebileceğini öne süreceğim, onlar sadece “bilimin genişçe yorumlanması” diyeceğim yöntemi kullandıklarında bilgi hasıl etmekteler: profesyönel bilim insanları tarafından kullanılan şüphe, akıl ve empirik test etmenin aynı kombinasyonu. Ekonomi bilimi, tarih ve sosyal bilimler, örneğin, kesinlikle bilgi hasıl edebilmekteler. Fakat din bu seviyeye dahil değildir, dinin “bilme yolları” bize hiç  bir şeyi güvenceyle söyleyemediği için.

Görüldüğü gibi, Jerry Coyne bu alıntıda diğer disiplinlerin “bilimsel yöntem kullanmaksızın” bilgi üretemeyeceğini veya başka yöntem ile bir sonuca vardıklarında o sonucun yok sayılması gerektiğini söylememekte, Coyne bize bu disiplinlerin sadece bilimsel yöntem kullanarak bilgi ürettiklerini aktarmakta. Kaufman’ın bu hususu ya yanlış anlamaya ya da saman adam safsatasına dayalı.

Kaufman’ın argümandaki ikinci husus, Dawkins’ın bilim insanlarını “dünya hakkında doğrular konusunda uzman” diye karakterize etmesiydi. Kaufman bu demeci “bilimcilik” olarak göstermekteydi. Fakat, açıkçası, Kaufman bu durumu bilimciliğe eşdeğer tutmakta ama bu söylemi neden bilimcilik olarak görmeliyiz ona dair herhangi bir temellendirme sunmamakta. Bilim insanlarını olguları saptamakta bir uzman olarak görmek “bilim bilginin tek kaynağıdır” demeye mi eşdeğer oluyor? Dawkins, bilim insanlarını bu konudaki yegâne uzman diye lanse etmemiş, başka disiplinleri yok saymamış. Bu husus çıkarımsal olarak da hatalıdır – felsefeciler örneğin felsefeyi “gerçek arayışı” olarak lanse eder, bu demek değildir ki “felsefeciler felsefeyi gerçeği aramanın yegâne yolu olarak görmekteler” demiyoruz buradan yola çıkıp, o halde Dawkins’ın “bilim insanları gerçekler uzmanı” demesini nasıl bilimciliğe eşdeğer tutmakta? Kaufman bu soruya cevap bile vermemekte.

SONUÇ

Yeni Ateistleri “bilimci” diye ayıplayanlardan neredeyse hiç birisi bu iddialarını destekleyen herhangi bir kanıt sunmamakta. Yeni Ateistleri bilimci olmakla suçlayıp da bu yönde kanıtlama girişiminde bulunan Pigliucci ve Kaufman’ın argümanlarının hatalı ve kısmen de asılsız idüğünügörmekteyiz.

  • Yeni Ateistleri bilimcilikle ayıplayanlar, bilimciliği yegâne kriter olarak gören herhangi bir ateistten alıntıda bulunmamakta veya Yeni Ateistlerin böyle demecine referans vermemekte.
  • Yeni Ateistlerin felsefeyi yok sayan veya küçümseyen ekol olduğunu söylemekte neoteistler fakat Coyne’ın ve Stenger’ın felsefeyi savunmaları, sanatı da bir disiplin olarak görmeleri; “ahlak felsefesini yok sayıyor, ahlaka bilimsel yaklaşımı öneriyor” dedikleri Harris’in aslında ahlak felsefesi üzerinden ilerlediği ve kendi çalışmasının da bilimsel değil felsefi olduğunu açıkça belirtmesi göz önünde bulundurulunca, bu iddianın asılsız olduğu saptanmakta.
  • neoteistler, Tanrıya bilimsel bir hipotez olarak muamele etmeyi bilimciliğe eşdeğer tutmaktalar fakat bu durumun bilimciliğe tekabül ettiğine dair herhangi bir temellendirme sunmamaktalar.

neoteistler “tanrıya bilimsel delil talep etmek bilimciliktir” diye gizli bir dayatmayla hareket etmekteler bu konuda, fakat, bilimciliğin öyle bir tanımı bu neoteistlerin keyfi tanımlarında bile bulunmadığı gibi, tanrıya bilimsel delil talep etmenin bilimcilikle sonuçlanacağını söyleyenler bu yönde de bir temellendirme sunmamaktalar.

Steven Kettel, Yeni Ateistleri itibarsızlaştırma ve geçersizleştirme çabalarından söz eder (Kettel, 2020). Bu bağlamda, Yeni Ateizmi bilimci diye yaftalayanları da Yeni Ateistleri felsefi açıdan itibarsız ve geçersiz lanse etme çabasında olanlar diye değerlendirmek mümkün.

 “Yalanınızı yeterince tekrar ederseniz gerçek olarak görülür” demiş Nazi propaganda Bakanı Joseph Goebbels.  Neoteistlerin de bu Nazi propaganda stratejisini izlediğini görmekteyiz: Edward Feser gibi meşhur filozoftan tutun tüm neoteistler Yeni Ateistleri bilimci diye itham eder ama bu iddialarını destekleme girişiminde bulunma gereksinimi bile görmezler çoğu zaman – bu yalanı öyle çok tekrar ettiler ki artık bu yalan sorgulanamaz bir gerçek olarak görülmekte. Robert Cotter’da gördüğümüz gibi, Yeni Ateizmi bilimciliğe bağlama yönünde argüman geliştirmeyen birisini bile “Yeni Ateizm ile Bilimciliği içselleştiren ikna edici argümanlı” lanse ederek, ona atıfta bulunmakla “Yeni Ateizmi ve Bilimciliği eşdeğer görmeliyim” diyebilmekteler.

Sonuç olarak, tıpkı “Yeni Ateistler çoğu savaş din adına olmuştur derler” eleştirisi gibi, Yeni Ateistlerin bilimci olduğu eleştirisinin de asılsız olduğunu görmekteyiz.

KAYNAKÇA:

  1. Bilgili, A. (2018, 9 Mart). Bilimcilik Nedir?|Doç. Dr. Alper Bilgili. Dini Cevaplar adlı Youtube kanalının videosu.  Erişim tarihi: 07.01.2023. Erişim adresi: https://www.youtube.com/watch?v=3BaCl3lchIY
  2. Byrnes, S. (2006). When It Comes To Facts, And Explanations Of Facts, Science Is The Only Game In Town. New Statesman 10 April 2006. Erişim adresi: https://web.archive.org/web/20111016131703/http://www.newstatesman.com/200604100019 
  3. Carroll, S. (2013). Let’s Stop Using the Word Scientism. Blog yazısı. Preposterousuniverse.com websitesi. Erişim adresi: https://www.preposterousuniverse.com/blog/2013/08/14/lets-stop-using-the-word-scientism/ Erişim tarihi: 15.01.2023
  4. Coyne, J. (2015). Faith versus Fact: Why Religion and Science are Incompatible. Penguin Random House LLC: New York
  5. Cotter, C. (2017). New Atheism, Open-Mindedness and Critical Thinking. İçinde: Sophia Studies in Cross-cultural Philosophy of Traditions and Cultures. Volume 21, s. 33-51. Ed: Cotter, C., Quadrio, P. A. ve Tucket, J. 
  6.  Dennett, D. (2006). Breaking the Spell: Religion as a Natural Phenomenon. Viking Penguin Group: New York. 
  7. Feser, Edward. (2008). The Last Superstition: a Refutation of New Atheism. St. Augustine’s Press:
  8. Gray, J. (2008). Seven Types of Atheism. Penguin Random House UK.
  9. Kaufman W. (2019). New Atheism and its critics. Philosophy Compass.
    2019;14:e12560. https://doi.org/10.1111/phc3.1256  
  10. LeDrew, S. (2012). The Evolution of Atheism: Scientific and Humanistic Approaches. History of the Human Sciences 25(3) 70–8. DOI: 10.1177/0952695112441301 
  11. Peterson, Gregory R (2003), “Demarcation and the Scientistic Fallacy”, Zygon: Journal of Religion and Science, 38 (4): 751–6
  12. Pigliucci, M. (2013). New Atheism and the scientistic turn in the atheism movement. Midwest Studies in Philosophy XXXIII, 37, 142–153. https://doi.org/10.1111/misp.12006
  13. Shepherd, A. P. (2021). Challenging The New Atheism: Pragmatic Confrontations in the Philosophy of Religion. Routledge: New York.
  14. Stenger, V. (2009). The New Atheism: Taking Stand for Science and Reason. Prometheus Books: New York.
  15. Stenger, V. (2012). The God Hypothesis. New Scientist, 17 March 2012, s. 46-47.

Posted

in

by

Tags:

Comments

2 responses to “Neoteist Mitler 2: “Yeni Ateizm bilimcidir””

  1. Kimi [Sözde-]Ateist Kişilerin Bile Yeni Ateizme Saldırma Sebebi… – Yeni Ateizm Avatar

    […] İşte bu yüzden Pozitivizmi de Yeni Ateizmi de baltalamak istediler telsefeciler. Telsefecilerin bu dayanaksız iddiayı dayanaksızca tekrar ettiklerini alıntı-alıntı okumak isterseniz, şu yazımıza bakınız: https://yeni-ateizm.org/2023/01/30/neoteist-mitler-2-yeni-ateizm-bilimcidir/ […]

    Beğen

  2. Enis Doko’nun “Yeni Ateizm ve Bilimcilik” Yazısına Reddiye – Yeni Ateizm Avatar

    […] Enis Doko, bu iddiasına dair herhangi bir alıntı yapmaz, referans vermez. Soruyoruz, hangi Yeni Ateist “bilimin yegâne bilgi kaynağı olduğu“nu dile getirmiş? Enis Doko buna referans vermediği gibi, kimse de referans veremez. Aynı husus üzerinden yapılan akademik ithamları ele aldığımız bu [uzun] yazıyı okuyabilirsiniz: “Neoteist Mitler 2: Yeni Ateizm Bilimcidir“. […]

    Beğen

Yorum bırakın