Neoteist mitler 3| İznik Konsili, İnciller ve Yeni Ahit

Giriş

Müslüman akademisyenler tarafından üretilen akademik çalışmalar bile İznik konsilinde İncillerin belirlendiği mitinin müslümanlar tarafından yayıldığını kabul ederken, kendilerine “felsefe” ünvanı veren Öncül dergisi bu miti Yeni Ateistlere yamayarak yazı paylaşmış1.

historyforatheists.com adlı neoteist sitenin bir yazısının2 tercümesi olan o yazı, sahtekarlığın, cehaletin, Dunning-Kruger etkisinin ve şarlatanlığın birleşmiş hali olan neoteizme çok güzel bir örnek teşkil etmektedir. Bu yazımızda, bu 2 neoteist oluşumun Yeni Ateistlere atfederek paylaştığı bu mitin aslında hristiyanlar tarafından ortaya atıldığını ve müslümanlar tarafından yayıldığını müslüman ilahiyatçıların akademik çalışmalarından göstereceğiz. Yazımız, şu 4 hususu müslüman ilahiyatçıların akademik çalışmalarından göstermek amaçlı ilerleyecektir:

  1. İznik Konsilinde bir kitabın kanonik sayıldığına dair ilk rapor, Hristiyan ilahiyatçısı, tarihçisi ve Aziz’i Saint Jerome’dan gelir.
  2. İncillerin ve/veya Yeni Ahit’in kitaplarının İznik Konsilinde seçildiğine dair bulunan ilk yazılı kaynak, Doğu Hristiyanlık kiliselerinden geldiği tahmin edilen bir kitaptır.
  3. İznik Konsilinde İncillerin seçildiği mitini modern çağda yaygınlaştıranlar, müslümanlardır.
  4. Öncül *felsefe* dergisi, prim kasmak için Yeni Ateizme çamur atan neoteist bir oluşumdur.

1. neoteist Mit: “Yeni Ateistler, İncillerin 4’üncü Yüzyılda seçildiğini iddia etmekte”.

Yazıyı okursanız, yazıda İznik konsilinde İnciller konusunda oylama yapıldığı ve incillerden 4 tanesi seçildiğine dair olan mitlerden ve bu olayın aslından bahseder. Yazıya şöyle giriş yapar yazarı:

Facebook’taki “Philosophical Atheism” grubu kötü Yeni Ateist tarihçiliği hediyelerini bahşetmeye devam edecek gibi görünüyor. Bu grup, herhangi bir Hristiyan karşıtı bir pasajı veya miğmi gerçeklere dayandırarak, iddialarını teyit ederek paylaşabileceklermiş görüntüsü vermiyor.

Bu iddianın Yeni Ateizm ile alakası yok. Bu iddia, birazdan göreceğimiz gibi, ağırlıklı olarak Müslümanların iddiasıdır ama hayal edelim Müslümanlarla alakası yok iddianın. FELSEFİ ateizm adlı grubun paylaşımını niye Yeni Ateist tarihçiliğine atfediyor bunlar? Cevap basit: iddiayı asıl sahiplerine atfetseler ve öyle karşı çıksalar prim kasamayacaklar, felsefe sömürüsü yapamayacaklar ama Yeni Ateistlere saldırırsa tüm teist grupları arkasına alacaklar.

Bu olayın aslını anlattıktan sonra, mit’in kökeni hakkında şöyle der yazar:

Miğmin merkezindeki tarihsel iddia tamamıyla eksiksiz bir boş laftan ibaret ama madem öyle bu mitin kaynağı ne? Kaynağı, Voltaire’in hiçbir tarihsel değeri olmayan bir mucize hikâyesine atfen yaptığı bir şakaya dayandırılabilir gözüküyor.

Yazıyı okuduğumuz zaman, bu iddiayı paylaşan bir YENİ ATEİSTLER hedef tahtasına oturtulmakta ve mit’in kökeni olarak da, davranışsal baktığımızda, yeni ateist olarak niteleyebileceğimiz ama deist olan Voltaire hedef tahtasına oturtulmakta.

Oysa Öncül’ün bu iddiası, Müslüman din felsefesi tarihçilerinin bile gülüp geçeceği bir sahtekarca boş bir iddiadır. İznik konsilinde İncillerin seçildiği, ve hatta 300 civarı incilin yakıldığı, gibi mitlerin en az Orta Çağlardan beri Müslümanların yayageldiği gerçeği, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi yazarı Mustafa Sinanoğlu da dahil olmak üzere, tarihle uzaktan yakından alakası olan herkesin bildiği bir şeydir. Gelin akademik alıntılar ile ilerleyelim Öncül’ün bu kalpazanlığını görmek için.

2. “İznik konsilinde kanon belirlendi” mitinin kökeni, Hristiyanlardır!

“İznik konsilinde kanon belirlendi, masaya kitap yığıp düşmeyenler seçildi” iddiasının kökeni olarak Voltaire’ı göstermek, çok büyük kalpazanlık gerektirir çünkü bu iddia’nın kökeni, 9’ıncı yüzyıla dayanır! Bu iddiaya en erken tarihte, Synodican Vetus ismi verilmiş bir elyazmasında rastlamaktayız. Bu elyazmayı matba ile basıp akademik zemine taşıyan kişi, Hristiyan ilahiyatçı Johannes Pappus’tur ve bunu 1600’lerde yapmıştır. Elyazma da, İddia’nın ortaya atıldığı matba eseri de Voltaire’den öncedir.

Synodican Vetus, 314 ve 887 yılları arasında genellikle Doğu Roma (Bizans) Hristiyanlığındaki toplantılardan haber verir ve İznik konsili de rapor aktardığı toplantılardan birisidir. O yüzden, kimi din tarihçileri, bu eseri Doğu Ortodoks Hristiyanlığının açısından değerlendirme olarak görür.

Bunları zaten ilgili yazının kendisi de diyor, fakat gene de iddianın kökeni olarak Voltaire’a yönlendiriyorlar okuyucuyu çünkü Voltaire’ı itibarsızlaştırmak istiyorlar.

3. Çağdaş İlahiyat Akademisi: İznik konsilinde İncillerin seçildiği mitini Müslümanlar yaydı!

Neoteistlerin aksine, bu mitin Müslüman yazarlar tarafından yayıldığını kabul eden dürüst teistler de vardır! Bu konuda örnek gösterilebilecek ilk kaynak, Türkiye Diyanet Vakfının İslam Ansiklopedisidir (TDV İA).

3.1. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

TDV İslam Ansiklopedisinin “İznik Konsili3” adlı makalesinin “İslam Kaynaklarında İznik Konsili” adlı bölümde şöyle denilmekte:

İslâm kaynaklarında Ahd-i Cedîd’i oluşturan kitapların, özellikle İnciller’in sayısının İznik Konsili’nde belirlendiği şeklinde ifadeler bulunmasına rağmen gerek ilk dönem konsil kararlarının kaydedildiği kilise tarihi kitaplarında gerekse diğer hıristiyan kaynaklarında böyle bir bilgiye rastlanamamıştır.

Burada görüldüğü gibi, neoteistlerin “Yeni Ateistlerin miti” dediği şeyin müslüman kaynaklar tarafından yayıldığını Türkiye Diyanet Vakfının İslam Ansiklopedisi tescil etmekte. Aynı makalenin aynı bölümü, Rahmetullah El Hindi’yi deuterokanonik kitapların kanonik sayılıp sayılmayacağı konusunda oylama yapıldığını söyleyen şahıs olarak gösterir ve “Hristiyan kaynaklarında bulunmamasına rağmen” böyle bir iddiayı ortaya attığını söyler. Yeni Ahit’i oluşturan 27 kitabın İznik konsilinde seçildiği iddiasını da Abdulahad Davud’â atfeder TDV İslam Ansiklopedisi.

3.2. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden İsmail Taşpınar, İznik Konsili ve İslam Kaynaklarındaki Yeri adlı çalışmasında4 şöyle der:

Özellikle son dönem İslâm kaynaklarında İnciller’in I. İznik Konsili’nde (325) tespit edildiğine dair bilgiler yer almaktadır

Taşpınar, aynı çalışmasında bu iddia’nın rastlandığı iddiasının ilk kez Rahmetullah El-Hindi’de rastlandığını söyler:

Modern dönemde Hıristiyanlığa karşı yazılan reddiyeler ele alındığında, Kitab-ı Mukaddes’in I. İznik Konsili’nde tespit edildiğine dair bilgiye ilk kez Rahmetullah el-Hindî’nin (ö.1885) Izharu’l-hakk adlı eserinde rastlanmaktadır. Rahmetullah el-Hindî’nin ileri sürmüş olduğu kanonizasyonun I. İznik Konsili’nde yapıldığı iddiası, her ne kadar kendi çağdaşı ve sonraki yıllara ait eserlerde de zikredilmiş olsa da, onu diğerlerinden ayıran en önemli husus, bazı araştırmacıların iddialarının aksine bu iddiasını dayandırmış olduğu kaynağa işaret etmiş olmasıdır. Gerçekten de, Rahmetullah el-Hindî vermiş olduğu bu bilginin kaynağına, İnciller’in tespitine dair iddiayı dile getirdiği cümleden hemen sonra işaret etmektedir.

Taşpınar’ın çalışmasını okumaya devam ederseniz, el-Hindi’nin bu iddiasına kaynak olarak Jerome’u gösterdiğini ve Jerome’un da Latince Kutsal Kitabın Judit adlı bölümüne önsöz olarak şöyle yazdığını aktardığını görürsünüz:

Yahudiler arasında Judit kitabı apokrif kabul edilmektedir. Söz konusu metin, Kildani dilinde [yani eski Aramice] yazılmıştır ve tarihî kitaplardan sayılmaktadır. Ancak, İznik Konsili’nin bu kitabı Kutsal Metinler arasında saydığı kabul edilmektedir. Sizin isteğinizi kabul ediyor ve diğer işimi bir kenara bırakarak bir gecelik bir çalışmayla söz konusu kitabı cümle cümle değil de anlam itibariyle tercüme ediyorum

Bunlardan sonra, Taşpınar şöyle çıkarımda bulunur:

I. İznik Konsili’nde Kitâb-ı Mukaddes’ten hangi kitapların kutsal kabul edileceğine dair konuların gündeme getirildiği yani bir kanonizasyon işleminin yapıldığı anlaşılmaktadır.

neoteistlerin bu miti Yeni Ateistlere atfettiği yazıda “Konsil’in döneminden hiçbir kayıt böylesi bir olaya dair ipucu bile vermiyor.” denilmekteydi. Taşpınar’ın çıkarımda bulunduğu gibi, dönemin tarihsel kayıtlarında (Aziz Jerome’un Judit kitabına yazdığı önsözde) bu olaya ipucu var, görüldüğü gibi. Ama eğer Jerome’un bu yazısını asılsız saysak bile, bu “mit” denilen iddia ne Voltaire kökenlidir görüldüğü gibi, ne de Yeni Ateizm tarihçiliğidir.

3.3. İslami Araştırmalar Dergisi

Türkiye Ekonomik ve Kültürel Dayanışma Vakfı’nın İslami Araştırmalar Dergisi de neoteistlerin “Yeni Ateizm tarihçiliği” dediği mitin aslında müslümanlara ait idüğünü tescil eder. Türkiye Diyanet Vakfı İslami Araştırmalar Merkezinden Dr. Mustafa Sinanoğlu’nun İslami Araştırmalar Dergisi’nde (2001, sayı 6, sayfa 1-16) kaleme aldığı “Hristiyan ve İslam Kaynaklarında Tartışmalı Bir Dini Toplantı: İznik Konsili5” adlı yazısında Abdülahad Dâvûd bu miti yayan şahıs olarak gösterilmekte (görsel, ekran görüntüsü, yeşil ile vurgulanan alan).

aynı makale’nin sonuç kısmında Sinanoğlu şöyle der:

Görüldüğü gibi, İslami Araştırmalar Dergisindeki Dr. Mustafa Sinanoğlu da Abdülahad Davud’u ve El Hindi’yi bu mitleri dayanaksızca yaygınlaştıran yazarlar olarak gösterir ve kaynak göstermediklerini ekler.

4. “İncillerin İznik Konsilinde seçildiği” mitini yayan Çağdaş Müslümanlara Örnekler

Bu miti yaymaya devam eden müslümanlar günümüzde de az değildir. Örneğin, sorularla İslamiyet websitesinin “İncilin tahrif süreci hakkında bilgi verir misiniz?” adlı soruya verdiği cevaptan6 alıntı:

Hristiyanlarca muteber sayılan İncillerin (Matta, Markos, Luka, Yuhanna ve Mektuplar) sınırlandırılması, diğerlerinin apokrif/sahte sayılması ta dördüncü asrı buldu (325 İznik Konsili).

Aynı makale devamında bu site şöyle demekte:

Böylece mübalağa etmeden söyleyecek olursak, yüzlerce İncil metni ortaya çıktı. İşin içinden çıkmak maksadıyla oluşturulan komisyonda (325 İznik Konsili’nde) bu İncillerden dört tanesi sahih, diğerleri sahte sayıldı. Ancak tartışmalar bununla bitmedi. Örneğin Barnaba ve Ebionitler incili sahte sayılan İnciller arasına dahil edildi.

Görüldüğü gibi, bu miti yaymaya bugün de devam ediyor sorularlaislamiyet sitesi.

Veya, Yasir Qadhi adlı müslüman vaizin bu konudaki facebook paylaşımı7 ve youtube videosu8 örnek gösterilebilir günümüzde bu miti yayan müslümanlara örnek olarak. Facebook paylaşımında Yasir Qadhi şöyle demekte:

In 325 AD at the Council of Nicaea the Roman Emperor Constantine gathered a large assembly in order to attain consensus in the Church and form a standardized doctrine of Christianity. Eventually, based on this Nicene Creed, four Gospels that now form the essence of the New Testament were selected to be part of the Bible, and all other gospels and manuscripts that didn’t support the Nicene creed were subsequently destroyed and their knowledge forever lost in history.

Tercümesi: “325 yılında İznik Konsilinde, Roma İmparatoru Konstantin, Kilisede bir konsensüse varmak ve Hristiyanlığın standartlaştırılmış doktrinine ulaşmak için büyük bir toplantı düzenledi. Nihayetinde, bu İznik Konsili esasında, günümüz Yeni Ahitinin özünü oluşturan Dört İnciller Kutsal Kitabın parçası olmaya seçildi ve İznik Konsilini desteklemeyen diğer tüm elyazmalar devamında imha edildi ve o elyazmalardaki bilgi tarihten sonsuza dek kaybedildi.”

SONUÇ:

Yazının başında bu yazıda 4 hususun Müslüman akademisyenlerin kaynaklarından belgeleneceğinden bahsetmiştik ve bunlar belgelendi:

  1. İznik Konsilinde bir kitabın kanonik sayıldığına dair ilk rapor, Hristiyan ilahiyatçısı, tarihçisi ve Aziz’i Saint Jerome’dan gelir – bakınız: 3.2. bölüm.
  2. İncillerin ve/veya Yeni Ahit’in kitaplarının İznik Konsilinde seçildiğine dair bulunan ilk yazılı kaynak, Doğu Hristiyanlık kiliselerinden geldiği tahmin edilen bir kitaptır – bakınız: 2.bölüm.
  3. İznik Konsilinde İncillerin seçildiği mitini modern çağda yaygınlaştıranlar, müslümanlardır – bakınız: 3.bölüm
  4. Öncül *felsefe* dergisi, prim kasmak için Yeni Ateizme çamur atan neoteist bir oluşumdur.

Yazı devamında gördüğümüz gibi, historyforatheists.com sitesi ve Öncül dergisi şu şarlatanlıkları sergilemektedir:

  • Hristiyan-Müslüman mitini Yeni Ateistlere yamamak.
  • “FELSEFİ” Ateistleri Yeni Ateist diye addetmek.
  • Tarih cehaleti.
  • Din felsefesi konusundaki cehaleti.
  • Vetus Synodikon, Saint Jerome ve Judit kitabından habersiz olmak.

Bu üstte sayılanlara cehalet diyebilirdik belki fakat asıl sorun şu ki, bu mitin Müslümanlara ait idüğünü bilmemek imkansızdır, hele Türkiyede yaşayanlar için (aynı zamanda Batıda yaşayanlar için de zira answering-islam gibi Hristiyan kuruluşlar da bu Müslüman mitlerine çok değinir).

Siyaset bilimcisi Steven Kettel, “Yeni Ateizmde Yeni Olan nedir” adlı yazısında9 Yeni Ateistlere yönelik itibarsızlaştırma politikasının güdüldüğü tespitinde bulunuyor. Yeni Ateistlere yöneltilmiş bu suçlama da Steven Kettel’ı doğruluyor. Kendisini ateist olarak tanıtan asıl yazar historyforatheists.com ve onun yazısını çeviren Öncül dergisi de Steven Kettel’ın bahsettiği itibarsızlaştırma politikasının bir örneğidir, çünkü: “İznik konsilinde İnciller oylandı” gibi iddia’yı yayan o kadar müslüman akademisyen’in hiç birine ses çıkarmayan bu Yeni Ateizm eleştirmeni ‘ateistler’, “FELSEFİ ateizm” adlı facebook sayfası bu iddiayı paylaştı diye bu olayı direkt Yeni Ateizm tarihçiliği deklare ettiler.

Onunla da kalmayıp, Yeni Ateistleri tarih, din, felsefe gibi alanlarda bilgisiz olarak konuşmakla itham eden bu ‘felsefi’ ‘ateistler’in kendileri bu kadar bariz belli bir olayın bile aslını bilmediğini görmekteyiz.

Neden bu kendisine ‘felsefi’ diyen ateistler böyle davranırlar? Cevap belli: zaten halihazırda tüm felsefe sömürücülerinin el ele verip itibarsızlaştırma politikası güttüğü bu gruba karşı bir ateist görünerek teistlerden prim kasıyorlar: Teistler gözünde kendilerini “objektif, ideolojik olmayan, araştırmış” gibi kabul ettiriyorlar.

historyforatheists.com (ve belki de Öncül ‘felsefe’ dergisinin) bu yazıdaki hataları:

  • Teistler’in ortaya attığı miti Yeni Ateistlerin tarihçiliği olarak göstermeleri.
  • Felsefi ateizm iddiası güdenleri, Yeni Ateizm ile ilişkilendirmek.
  • Müslüman tarihçiler tarafından bile bu iddiaya dair çağdaşı kaynaklarda ipucuvarlığı kabul edilirken, yazarın bunu bilmemesi.
  • İlahiyat fakülteleri ve İslami dergiler bile bu iddianın Müslümanlar arasında yaygın idüğünü bilmesine ve dile getirmesine rağmen bu 2 ‘felsefi’ ‘ateist’in bunları Yeni Ateizme atfetmesi.
  • Bu iddia en az 9’ıncı yüzyıldan beri dolaşımda iken, iddianın kökeni olarak Voltaire’ı göstermeleri.

Size tavsiyem, kendilerine ‘felsefi’ ateist gibi özel ünvanlar verenler özellikle başta olmak üzere, Yeni Ateizm karşıtı her insandan uzak durun – onlar sahtekar kalpazanın önde gidenidir, felsefe sömürüsü yapan dolandırıcılardır onlar!

Dipnotlar

  1. https://onculanalitikfelsefe.com/buyuk-mitler-4-konstantin-iznik-ve-incil-tim-oneill/
  2. https://historyforatheists.com/2017/05/the-great-myths-4-constantine-nicaea-and-the-bible/
  3. https://islamansiklopedisi.org.tr/iznik-konsili
  4. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/162656
  5. http://isad.isam.org.tr/vdata/sayi06/isad006_sinanoglu.pdf
  6. https://sorularlaislamiyet.com/incilin-tahrif-sureci-hakkinda-bilgi-verir-misiniz-incilin-degistigine-ait-kanitlar-var-mi-ornek
  7. https://www.facebook.com/yasir.qadhi/posts/in-325-ad-at-the-council-of-nicaea-the-roman-emperor-constantine-gathered-a-larg/10152262511703300/
  8. https://www.youtube.com/watch?v=Tu707oWxGqM
  9. https://kualiafelsefedergisi.com/2020/09/yeni-ateizmde-yeni-olan-nedir-steven-kettell/

Posted

in

by

Tags:

Comments

Yorum bırakın