Ofansif Yeni Ateistleri eleştirmek için geliştirilmiş yaygın hatalı stratejilerden bir diğeri, Yeni Ateizm için Yeni Ateistlerin kendilerinin benimsemeyeceği bir tanım oluşturmak ve onlar kendi karşıtlığını yendiğini düşündüğü zamana kadar uzunca bir süre bu tanım üzerinde diretmektir. Bu bir sahte kabadayılık taktiğidir – aslında, kabadayı versiyonumuz gerçek halimizden daha çok kavga koyar ortaya.
Korkarım ki Stephen Asma da aynı hataya yol verdi. O, Yeni Ateistleri dar görüşlü olmakla itham ettiği uzun bir makale yazdı, çünkü, zannediyor ki tüm bildiklerimiz Hristiyanlık ve İslam hakkında. Buddizm, veya Animizm, ne olacak? diye sormakta. Sonra bize Budizm ve animizm hakkında ilginç şeyler söylemekte fakat bunların hepsi alakasızdır çünkü o, asıl hususu gözden kaçırdı.
Asma, Yeni Ateistleri, Hristiyanlığı ve İslamı doğayı açıklamakta ve ahlak temin etmekte yetersiz gördüklerinden dolayı reddeden insanlar diye tanımlar ve böylece, açıklamayı ve ahlakı ana görevi olarak görmeyen dinleri göstermek ile o tür ateizmin yetersizliğini ortaya koyabiliyor: Budizm, örneğin, psikolojik hoşnutluk bulmak üzerine iken Animizm, insanın yardımsızlığı ve kontrolsüzlüğünün bir yansımasıdır. O tür betimlemeler hakkında tartışabiliriz – Asma, pratikteki Budizmin doğaüstü ve ritüelsel elementler içerdiğini itiraf ediyor – ama şimdi tartışmayalım bunu. Ben onun Yeni Ateist kimdir tanımı hakkındaki dar ve hatalı görüşünü ihtilaf etmek istiyorum.
Yeni Ateizm [tanımı], neler olmadığından ibaret değildir. Bizim görüşlerimiz spesifik dinlere spesifik eleştirilerde ifade bulur tabii ki fakat onlar, Asma’nın tamamen kaçırdığı derin pozitif değerler setinin epifenomenleridir sadece. Dini patolojilere karşı ahlaki argümanlar üretirim kesinlikle – Katolik rahiplerin çocuklara tecavüz etmesi şerdir – ve ben, inançları ifadelerindeki aptallıklar üzerinden yargılarım – yaratılışçı dogma düpedüz saçmadır. Ama bunlar ateizmin kılavuz felsefesidir demek, eylemleri neden ile karıştırmak yanılgısıdır. Animizm olsun veya Katolisizm, her dine sorabileceğiniz basit bir sorum var, Yeni Ateistin o din üzerindeki pozisyonu ortaya koyabilecek bir soru.
Bu din hakikat mı?
İnsanlara bunu çok söyledim. Yeni Ateizm, bir iddianın doğruluğunu en önemli şey diye vurgulayan pozitif bir harekattır; bu bizim bir numaralı değerimizdir. Bir çok bilim insanını bu harekatı benimsiyor bulmanızdaki sebep de budur – bu tutum, hipotezler hakkında nasıl düşünmemiz gerektiği hakkında eğitiliş yolumuzdur. Bu fikrin arkasında birçok bilim insanı ve filozof olduğundan dolayı, şunu da eklemeliyim ki “hakikat”ın büyülü bir mutlaklık olmadığının ama sadece deneme-yanılma yoluyla ulaşabileceğimizin ve hakikatın sorgulanamaz bir kaynaktan verilen dogma değil de o uğurda çalışılması gereken bir şey olduğunun farkındayız, bu görüş de dinlerle bizim aramızdaki bir diğer farktır. Bilimsel bir hakikat, gündelik konuşmadaki hakikatten daha karmaşıktır; bilimsel hakikatın talebi, mantık ve realite ile çelişmemesi ve akıl ve delil ile desteklenmesidir.
Asma’nın büyük bir hatası, merkezi sorumuzun “bizim için yararlı mı?” sorusudur farzetmesidir, bu hata onu ibadetin onu iyi hissettirmesi ve animizmin çiledeki insanlara içinde bulunduğu durumla baş etmekte yardım ettiği gibi alakasız anekdotlara yöneltiyor. Dinlerin bir insana iyi hissettirmesi umrumda değil. Acımasız realite üzerine illüzyonlar biriktirmek, realiteyi tatlı kılmıyor. Benim de anekdotlarım var; Küçük kız kardeşimin bir kaç yıl önceki vefatını hatırlıyorum ve vaizin mutlak kesinlik ile onun cennette olduğunu ilan ettiği cenazede oturduğumu hatırlıyorum ve bunun karşısında tüm hissettiklerim bir öfkeydi. Yalanlar bana iyi hissettirmiyor. Fantezi, teselli vermiyor. Hakikat üzerine istediğiniz kadar şeker serpebilirsiniz, mülayim rüzgarda meleklerin kardeşime şarkı söylerken kardeşimin tatlı yoncalar tarlalarında kuzular ve eniklerle eğlenerek sürekli huzur ve neşe içinde olduğuna dair savurganca hikayeler yazabilirsiniz ama bunlar bana zerre kadar konfor sağlamazdı. Kendimi ve başkalarını kandırmıyorum ve beni mutlu edeceğini düşünen başkalarının bana yalan söylemesini vicdansızlık olarak görüyorum.
Cidden, o aslında daha kötü. Hakikatı teselli adına yalanlarla kundaklayan insanlardan tiksiniyorum. Böyle yapmak, dünyayı gelecekte daha iyi yapma tutkusunu öldürür ve bu davranış şerin hiç yoklanmadan gizlenmesine yol açabilir. O çocuk-tecavüzcüsü rahipler ayakta kaldı çünkü insanlar, tanrı yolundaki hiç bir insanın o tür çirkin bir şeyi yapmayacağını söyleyerek kendilerini kandırdı… ve sonunda ifşa olduklarında ve görevden alındıklarında bile, o engerekleri koruyagelen kurumun genel alındığında iyilik için olan bir güç olduğunu birbirlerine söyleyerek inkar içinde yaşmaaya devam ettiler.
Bu sorunun alakalı soru olduğunu düşünmekle Asma yanlış ağaca havlamakta:
Tehlikeli ve iyi huylu dinler arasında nasıl ayrım yaparız? Bu soru daha yapıcı bir sorudur çünkü diğer dinleri de müzakereye davet ediyor. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler de kendilerine has inanç sistemlerini daha büyük insani değerler karşısında inceleyebilir. Harris ve diğerleri gibi, ben de gerekli ayrımları yapmak için olağan kriteri devreye almamız gerektiğine katılıyorum. İnsanlıkdışılığı, şiddeti ve partizanlığı teşvik eden dinler ya reforme edilmeli veya küçültülmelidir; insanileştiren, teselli eden ve ilham veren dinler güçlendirilirken.
Gerçekten de anlamıyor. Tatlılık ve aydınlık, mutluluk ve iyi düşünce ve herkes için eşitlik dışında hiç bir şey olmayan bir din gösterebilirdi ve bunun hiç bir anlamı olmazdı: Soracağım soru, “bu din hakikat mi?” olurdu. O hipotetik dini kabul etmenin dünya barışına, cinayetin gönüllüce terk edilmesine, diş ağrılarının yok olmasına ve dünyadaki her çocuğun kendi midillisi olmasına götüreceğini empirik yolla gösterebilirdi – ben, dile getirebildiğim ve yazabildiğim her bir sert ve öfkeli sözlerim ile o dine karşı savaşırdım eğer ki o din dünyanın doğru ve dakik betimlemesi de olduğu gösterilmezse. En azından bazılarımız, ne kadar şeker barındırsa da Kool-Aid içmeyi reddeder.
Her bir dinin de kendisini iyi niyetli diye tasvir ettiği de ortada olan bir durumdur. En nefretli, en şiddetli dinlerin de mensuplarına sorabilirsiniz bunu ve onlar da insanlara daha iyi yaşam için çalıştıklarını söyleyecektir. Kadınların burka giymeyi sevdiğini söyleyeceklerdir ve kadınların, oy vermek veya erkek işini yapmak gibi sivil yükümlülüklerden kurtarıldığında daha mutlu olacağını söyleyeceklerdir.
Asma, animizmin üçüncü dünya ülkelerinde zor hayat şartları ve yüksek-riskli çevreler ile baş etme mekanizması olduğuna dair uzun anlatımlar yapmakta ama ben onun da aynı zamanda o yalanları sinir sistemine aktaran pembe gözlükler taktığını düşünüyorum. Animizm onları daha mutlu yapıyor, diyor Asma, fakat Afrikalı animistler hâlâ açlıktan, susuzluktan ve salgından ölmekte ve Afrikalı animistler, çocukları cadılıkla suçlayarak ateşte yakmayı veya talihsiz albinoların vücut organlarını büyüsel ritüellerde kullanmak için o albinoları katletmeyi dinleri ile aklamaktalar. Böylece, o din adına yapılmakta olanların çoğuna gözümü kapatmadığımız sürece, Asmanın iyi niyetli din örneği de başarısız olmakta.
Asma, tipik olan esassız iltimas ricası ile bitirmekte yazısını; ateizmin “savunurlarının din hakkında daha nüanslı ve küresel anlayışına sahip olması gerekir”. Hayır, gerekmiyor. Bize o dinin doğru olduğunu göster önce ve ondan sonra nüans hakkında, o dinin uygulanması ve uygulandığında ortaya çıkan sonuçlar hakkında konuşabiliriz. Bize, bir dinin insanları iyi hissettirdiğini söylemek, en merkezi itirazlarımızı yanıtlamaya başlamıyor bile.

Yorum bırakın