Bilim, akıl ve dürüst sevgiye duruş sergilemek için – Dini görüşler tarafından getirilen düşünme yoksunu, ahlakdışı hareketlere karşı ayaklanma vakti geldi.
Antik mitlere olan inançlar; insanlığının hayatta kalması için hayati olduğu dönemde, dünyanın çoğunu bilimsel, ekonomik ve sosyal açıdan gelişmesini önlemek için diğer negatif güçlerle işbirliği yapar. Küresel ısınma, hava kirliliği ve aşırı nüfustan ötürü doğabilecek felaket problemlerden muhtemelen bir veya iki jenerasyon kadar yakınız. Sele uğramış sahilleri, ciddi iklimsel değişiklikleri, nüfus fazlalığından doğan salgınları ve insanlığın çoğunun aç kalmasını bekleyebiliriz. O tür felaketlerin, nükleer silahların istikrarsız uluslar ve terör gruplarının elinde olmasının mümkün olmasıyla, 20.yüzyılın büyük savaşlarından daha büyük keşmekeşlikler doğurması bekleniyor.
Eğer bilimin rehberlik etmesi gereken bir gün var ise, o gün bugündür. Bilim, arkada sessizce oturmak ve irrasyonalitenin egemenlik etmesine izin vererek bunu yapamaz. Bunu yanlış anlamayın; günümüzün politik sahnesinde gördüğümüz, Cumhuriyet Partisinin sergilediği, irrasyonalitenin yakıtı dini irrasyonalitedir.
Sekülerlerin, bizim nasıl bir toplumda yaşamamız gerektiğini ve kendi bedenimizle neler yapabileceğimizi belirlemek için kutsal hakkı olduğunu öne süren hristiyanlara, müslümanlara, musevilere, hinduistlere ve diğer gruplara ödün vermeyi bırakması gereken zaman geldi. İyi haber şu ki, gençlerin yükselmekte olan ateist harekata katılımı yükselmekte. Ödünveren birisine henüz rastlamadım. Amerikanın hurafeler zincirinden kurtulmakta Avrupaya ve dünyanın geri kalanına bir sonraki jenerasyonda katılmış olacağına umudum büyük.
Amerikadaki dini ekstremistler, ateizmin ve sekülarizmin toplumumuzun temellerini yok edeceğini öne sürmeye çalıştılar. Teleevanjelist Pat Robertson, toplum dinsiz olduğunda “akıbeti tiranidir” diye bir iddiada bulundu. Muhafazakar yazar Ann Coulter, “Godless” adlı kitabında, tanrının önemini anlamakta başarısız olan toplumların köleliğe, soykırıma ve zufiliye (hayvanlara cinsel ilişkiye) doğru gideceğini söyler. Nüfuzlu TV yorumcusu Bill O’Reilly, “tanrıya itaatli” yaşamakta başarısız olan bir toplumun, “kanun çiğneyicilerin istediği gibi davranmasına izin veren” bir “anarşi ve suç” toplumu olacağını söyler.
Hristiyan apolojistlerin delilleri yok saymak ve kendi önyargılarına denk gelecek olguları uydurmakta olduğunu görüyoruz. İmanın çalışma şeklidir o ve bu yüzden de imana ödün verilmemelidir. Günümüzde, dinleri ve tanrıyı terk etmek toplumları istediğimiz sayıda bulabiliriz. O toplumlar, kötülüğün mağarası olmaktan uzak, dünyadaki en mutlu, en güvenli ve en başarılı toplumlardır.
Ateistler uzun zamandır bize tanrısız iyi olabileceğimizi söyleyegeldi. Yeni Ateizm, tanrısız iyi olabileceğimizi söyler.
“İmanlılar”, Amerikada büyük hürmet görür. İmanlılar, en yüksek ahlak standartındaki insanlar olarak farzedilir – iyiliğin, sevimliliğin ve hayırlılığın örneği farzedilir. Ama niye böyle farzedilsinler? İman bir insanı neden öyle niteliğe eriştirsin? Nihayetinde, iman, destekleyici delil yokluğu ve hatta aykırı delil varlığı durumunda kabul edilen inançtır. O çerçevedeki bir zihnin özel bir kavrayışla sonuçlanacağı nasıl beklenebilir? Toplumu iman esasında kurmak ne kadar da aptallıktır. İmanlıların inançlarına saygı duymakta ne kadar da aptalız.
Amerika imanlıların yurdu olmaya devam ederken, Amerikanın profili hızla değişmekte. Söz ettiğim gibi, genç nesil organize dinlerden büyük sayılarda kopmakta. Ateistliğini tanıtmakla gurur duyan gruplar hızla yükselmekte, özellikle de kampüslerde. 2007 senesinde, Secular Student Alliance (Türkçe: Seküler Üniversite Öğrecileri İttifakı) 80 gruptan ibaretti, bugün 219 gruba sahipler.
Şimdi, ateizmin ve rasyonel düşünmenin dünyada iyilik için büyük güç olması yönündeki kampanyamızın stratejisine gelelim. Ödünveren ve karşıçıkan yaklaşımların her ikisi de için de alan ve gereksinim olduğunu düşünüyorum. Her bir büyük sosyal harekatın geçmişine bakarsanız – köleliğin kaldırılması, kadın hakları, sivil haklar, gey hakları gibi – her iki bileşeni de görürsünüz. Değişimleri gerçekleştirmek için sistem içinde çalışan (çevirmen notu: burada kastedilen, mevcut sisteme doğrudan saldırganlaşmadan değişimi gerçekleştirmeye çalışan) insanlar görürsünüz. Genelde başarıya ulaşırlar fakat sıklıkla salyangoz hızında ulaşırlar – güç yapısı tarafından içsel hukuklarının tanınması için sabırsızlıkla bekleyen milyonları tatmin etmek için oldukça yavaş.
Ayaktakımını-uyandıranlar devreye girdiği vakit de burasıdır. Onlar sisteme karşıgelirler ve sonunda davanın temel adaletine uyanan çoğunluğun kalplerini kazanıyor. Aynı zamanda, onlar, sistem içinde çalışanlara da daha çok güç kazandırıyorlar.
Demek ki, Bilim, akıl ve dürüst sevgiye duruş sergilemek için – Dini görüşler tarafından getirilen düşünme yoksunu, ahlakdışı hareketlere karşı ayaklanma vakti geldi. Din tarafından domine edilmeyen bir ulusun daha iyi ulus olacağını fiilen göstermemiz lazım ve ne kadar uzun süre alacağına bakmaksızın o hedefe ulaşmak için çalışmalıyız.

Yorum bırakın