Enis Doko’nun “Yeni Ateizm ve Bilimcilik” Yazısına Reddiye

Bu yazı, Enis Doko’nun, Lacıvert Dergi adlı dergide yayınladığı Yeni Ateizm ve Bilimcilik[1] adlı yazısına cevaptır. Enis Doko’nun iddialarının asılsızlığı, zaten kaynak göster[e]memesinden de bellidir.

Ateizmin tanımı üzerindeki ihtilaflı (ve hatalı ve dayatmalı bulduğumuz) tanımını es geçiyoruz, zira, amacımız Yeni Ateizm üzerine olan [asılsız] iddialarına değinmektir.

“Bilimcilik” eleştirisi

Enis Doko, Yeni Ateistleri “bilimci” olmakla itham ederek başlar söze.

Birinci doktrin “bilimcilik”tir. Yeni ateistler bilimcidir. Bilimcilik, bilimin yegâne bilgi kaynağı olduğu iddiasıdır.

Enis Doko, bu iddiasına dair herhangi bir alıntı yapmaz, referans vermez. Soruyoruz, hangi Yeni Ateist “bilimin yegâne bilgi kaynağı olduğu“nu dile getirmiş? Enis Doko buna referans vermediği gibi, kimse de referans veremez. Aynı husus üzerinden yapılan akademik ithamları ele aldığımız bu [uzun] yazıyı okuyabilirsiniz: “Neoteist Mitler 2: Yeni Ateizm Bilimcidir“.

Devamında, Enis Doko “Bilimci olunca hem felsefenin, hem de dinin bir bilgi kaynağı
olduğunu reddetmiş olursunuz
” demekte. Şu kesinlikle doğru ki biz dinin bir bilgi kaynağı olduğunu reddediyoruz, ama dinin bir bilgi kaynağı olduğu masalını kabul etmemek bizi bilimci yapmadığı gibi, Enis Doko da “dini bir bilgi kaynağı olarak görmüyorlar, öyleyse bilimciler” imasında bulunmadığını düşünüyoruz. Enis Doko eleştirisine şöyle devam eder:

Yeni ateistlere göre bilim çağında Tanrı’ya inanmak irrasyoneldir, zira bilimsel açıklamalar felsefi ve teolojik açıklamaların yerini almıştır

Evet, tanrıya inanmak her çağda irrasyoneldir deriz biz bu site olarak. Fakat, asıl mesele, Enis Doko’nun bu demeçlerinin de hem asılsız hem yanlış olmasıdır. Öncelikle Felsefe ile başlayalım söze. Yeni Ateistler asla felsefe yerine bilimi önermemişlerdir, örneğin:

  • Richard Dawkins, “Bilim Bir Din Midir?” adlı makalesinde “Din eğitimi sınıflarında etiğe sıra gelince, bilimin bu konuda söyleyebileceği pek bir şey olduğunu düşünmüyorum ve dini rasyonel ahlak felsefesi ile değiştirirdim” der. Bakın, “bilimin ahlak sorununu çözebileceğini” söylemiyor Dawkins, aksine “bilimin bu konuda söyleyebileceği bir şey olduğunu düşünmüyorum” diyor ve etik için din dersi yerine bilimi değil, AHLAK FELSEFESİni önermekte Dawkins.
  • Sam Harris örneğin bilimin ahlak için bir rehber olarak kullanılabileceğini öne sürmüştü ama bilim ile FELSEFEYİ sentezleyerek bunu yapabileceğimizi söylemişti, “ahlak felsefesini” veyahut “felsefenin tamamını kaldıralım” demedi. Bilimsel bulgularla felsefi akıl yürütmeyi birleştirmeyi önerdi. Bu konuda Sam Harris’e hak veren Hristiyan bir filozofu da örnek gösterebiliriz: Hans Haalvorson (Hevesli İnsan Bilim Akademisi ile yaptığı söyleşi, 26:36’dan dinlemeye başlayabilirsiniz).
  • Daniel Dennett’in kendisi bir filozof. Sam Harris de aynı şekilde felsefe eğitimi tamamlamış birisi. Victor Stenger de Felsefede Asistan Profesör olarak görev yapmış birisi. Enis Doko bu felsefe uzmanlarını nasıl felsefeyi yıkıp yerine bilimi koymakla suçlayabilir?

Suçlayamaz, nitekim, Enis Doko bu demeçlerine kaynak da vermemekte.

Teoloji kısmına gelirsek: biz Yeni Ateistler teolojik bir açıklama varlığı yanılgısına hiç bir zaman kapılmadık ki bilimin onun yerini aldığını düşünelim. Teolojinin ne kadar gülünç, absürt ve boş bir disiplin olduğunu bir kez daha anlamak isterseniz, Richard Dawkins’ın şu yazısını okumanızı öneririz: Ateizmin Entelektüel ve Ahlaki Cesareti.

Devamında Enis Doko’nun kendisi de bir insan dini bilgi kaynağı olarak görmese de hayatı anlamlandırma aracı olarak görebileceğini söyler ve Yeni Ateistler’in hayat anlamı için de bilimi önerdiğini söyler. Bu da asılsız ve yanlış bir ithamdır. Enis Doko bu iddiasına da dayanak vermediği gibi, Yeni Ateistler insanların dini bir anlam olarak gördüğünü kabul de ederler.

Yazısının bir sonraki bölümünde Enis Doko, bilimin kapsamı dışında kalan sorulara örnek vermektedir ve buradan bilimciliği eleştirmektedir. Fakat, o eleştirilerin muhattabı Yeni Ateistler değil: Yeni Ateistler bilimin o sorulara cevap üreteceği gibi bir iddiada bulunmadılar. Yeni Ateistleri bilimci olmakla suçlayan Enis Doko, yazısının bu bölümünde “bilim bütün sorulara cevap verir ısrarı”ndan bahseder: Soruyoruz Enis Doko’ya, hangi Yeni Ateistin bilimin bütün sorulara cevap vereceği konusunda ısrar ettiğini öne sürmektesiniz? Bu isnadınızın dayanğı nedir? Veya, “ampirik olmayan sorulara bilimle cevap vermeye çalışmak”tan bahsediyor Enis Doko, soruyoruz Enis Doko’ya: hangi ateistin böyle bir girişimde bulunduğunu iddia etmektesiniz? Referans verebilecek misiniz?

Yazısının sonlarına doğru, Enis Doko, “Yeni Ateistlere göre insanların özgür iradesi yoktur” demekte – bu demeç de asılsızdır. İnsanlarda irade olup olmadığı konusu Yeni Ateizm paradigmasının parçası değildir. Bir Yeni Ateist irade varlığını da düşünebilir yokluğunu da düşünebilir – Yeni Ateizm din adıyla meşrulaştırılan psikopatlığa düşmanlıktır, iradeyi kapsamaz. Sam Harris’in çalışmasını örnek gösterir fakat bu bir hatalı akıl yürütmedir: Sam Harris kişisel hayatında Fenerbahçe taraftarıysa “Yeni Ateistler Fenerbahçelidir” mi diyeceğiz? Sam Harris irade üzerine olan çalışmalarını kendi bilimsel çalışmalarının parçası olarak yapar, Yeni Ateizm harekatı için değil. Bununla da kalmayıp, Enis Doko bir yanılgı daha sergilemekte: “insanların iradesi yoksa eylemlerinden sorumlu tutulamazlar” demekte – eğer insanların iradesi yoksa, onları sorumlu tutmamız da irademiz dışındaki bir eylem olur, dolayısıyla burada bir tutarsızlık yoktur. Birisi bir eylemi yapmaya determine olmuştur, bir diğeri de onu sorumlu tutmaya determine olmuştur.

Veya “bilim ahlakı temellendiremediği için Yeni Ateistlere göre nesnel ahlak yoktur” diyor. “Bilim ahlakı temellendiremiyorsa müslümanlara göre nesnel ahlak yoktur” demekten farkı yok bu demecin: tıpkı bilim ahlak konusunda müslümanları bağlamadığı gibi, yeni Ateistleri de bağlamaz.

Fideizm eleştirisi

Enis Doko’nun Yeni Ateistlere isnad ettiği ikinci bir asılsız itham, Yeni Ateistlerin “Yeni ateistler tüm dindarları körü körüne dine ve Tanrı’ya bağlanan, irrasyonel ve dogmatik insanlar olarak görür” demesidir. Bu asılsız iddiayı isnad eden Enis Doko, bunu demekle Christopher Hitchens’ın en meşhur kitabını bile ya okumadığını ya da okuduysa bile içeriğini unuttuğunu göstermekte. Yeni Ateistlerin her dindarı fideist olarak gördüğü iddiası da asılsızdır. Örneğin, Hitchens’ın kitabının “Dinin metafiziksel iddiaları yanlıştır” adlı bölümü “kör iman karşısında olan Thomas Aquinas ve Maimonides’in etkileyici iman ile bir daha karşılaşmayız” diye söze giriş yapar. Görüldüğü gibi, Yeni Ateistler herkesi körü körüne iman etmiş olarak görmez, birilerinin gerçekten kör imana karşı olduğunu gördüğümüzde hakkını teslim ederiz. Başka da örnekler göstermek mümkün.

Ama her halûkarda tanrı yanılgısını irrasyonel gördüğümüz doğrudur. Dinlerin fideizme tekabül edip etmediği de felsefi bir tartışmadır. Dinlerin fideizme tekabül ettiğini söylemek bir kusur değildir.

Yazısının bir diğer bölümünde, Yeni Ateistleri “din diye hristiyanlığı anlamak” ile suçlar fakat burada Enis Doko sadece asılsız ithamda bulunmakla kalmıyor, kötü niyetli olduğunu düşünüyoruz: Zira Enis Doko, Yeni Ateistleri islamofob ve islam karşıtı olmakla da suçlar başka yerlerde. Din diye sadece hristiyanlığı anlayan birisini nasıl islamofobi diye damgalar?

Devamında, Yeni Ateistleri dışlayıcı ve farklılıklara tahammülsüz olmakla suçlar ama burada Enis Doko’nun kötü niyetli olduğunu düşünmemek imkansız. Soralım Enis Doko’ya:

  • Sayın Enis Doko, siz, “bir insan hem agnostik hem müslüman olabilir” dediğiniz için tehdit edildiğinizi, hakaret yediğinizi ve işyerinize sizi işten atmaları için dilekçeler yollandığını söylemiş birisisiniz. Bütün bunları yapan da müslümanlardı. Peki, sizi tehdit eden bir Yeni Ateist oldu mu bugüne kadar?
    • Benzer şekilde, Mehmet Mirioğlu da bir insanın hem ateist hem agnostik olabileceğini söyledi – acaba Mehmet Mirioğlu’nu tehdit eden bir Yeni Ateist oldu mu bu demeci yüzünden?
      • Aynı demeci kendi mensup kitle açısından dile getiren bir ateist ve bir müslüman, o müslüman tehdit yiyor müslümanlardan ama ateist yemiyor. Burada tahammülsüzlük kimde?
  • Biz Yeni Ateistler kürtaj kliniği bombalamadık, Hristiyanlar bombaladı. Cinsel zevki bizden farklı diye insanlara zulüm edilmesi çağrısı yapmadık, ama eşcinsellere zulmetmeyen müslüman toplum yok. Soruyorum, tahammülsüz olan kim?

Veya, Yeni Ateistlere göre ahlaklı dindar yoktur iddiasında bulunuyor Enis Doko. Bu iddiası da asılsız.

Bütün dindarları saldırgan olarak görmekle itham eder Yeni Ateistleri, ama bu demeci de asılsızdır. Enis Doko burada saman adam safsataları yapmakta.

Dini Tehlikeli Görmek

Enis Doko’nun yönelttiği üçüncü husus asılsız değil kapsam olarak, evet, biz Yeni Ateistler dinlerin tehlikeli olduğu gerçeğini haykırırız. Örneğin, dinlerin şiddeti ve terörizmi meşrulaştıran araç olduğuna dair psikolojik, tarihsel ve sosyolojik çalışmaları derlediğimiz bu yazı bir örnektir: Savaşlar, Dinler ve Yeni Ateizm. Veya teistlerin ateistlerden daha düşük IQlı, eğitimli olması da bir diğer örnektir. Dinlerin toleransı ortadan kaldırdığı, bilimi sabote etme girişimleri, ifade özgürlüğüne, kürtaj haklarına, müfredata vesaire saldırıları da önümüzdeki günlerde paylaşacağımız bir çalışmadır.

Yazısında Enis Doko şöyle de demekte:

Dahası yeni ateistlerin sıklıkla dillendirdiği savaşların en önemli nedeninin dini
gerekçeler olduğu iddiası ampirik verilere göre yanlıştır. Philip ve Axelrod’un üç ciltlik Savaş Ansiklopedisi’ne göre kayıtlı bin 763 savaştan sadece 123’ü yani yüzde 7’si dini gerekçelerle çıkmıştır

Hiç bir Yeni Ateist “savaşların en önemli nedeni dindir” demedi ama bu demeç Philip ve Axelrod’un üç ciltlik Savaş Ansiklopedisine göre doğrudur. İlgili ansiklopedinin daha giriş bölümünde savaşların 17’inci yüzyıla kadar din tekelinde olduğu lafzen kayıt edilir. Savaşlar, Dinler ve Yeni Ateizm yazımızı okursanız, benzer tespitte bulunan başka bir ansiklopediyi ve diğer akademik çalışmaları görebilirsiniz.


Posted

in

,

by

Comments

Yorum bırakın