Atatürk konusunda son zamnalarda yine alevlenen bir konu, Atatürk Müslüman Mıydı, değil miydi konusudur. Murat Bardakçı katıldığı bir yayında Grace Ellison’un 1928 yılında kitap halinde yayınladığı Türkiye ve ATATÜRK hakkındaki eserinde (Turkey to-day) Atatürk’ün ağzından şunları ifade ettiğini dile getirdi:
“Benim bir dinim yok ve bazen tüm dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum”
Bu kitap hakkında Atatürk kişisel not defterine 1931 yılında bir not alıyor ve şöyle diyor.
“Bir İngiliz gazetesi muhâbiri benimle konuşuyor. Söylemediğim şeyleri yazıyor ve söylediğim şeyleri aleyhimize tefsîr ediyor. Kendisini men ettim. Söz vermişti. Anladım ki İstanbul’daki müallem insanlarla beraber âdeta casus.”
Aslında bu konuda detaylı konuşmayı çok isterim. Çünkü bu notta dikkatleri çeken ilk husus, “Söz vermişti” notudur. Atatürk bir İngiliz gazeteciden neyin sözünü almış? Benzer bir şey din hakkında görüşlerini aktardığı Charles H. Sherrill’da da görüyoruz ATATÜRK din hakkındaki görüşlerini kitabına yazmamasını istiyor. Bir büyükelçi olan Sherrill devlet adabı gereği bu görüşleri kitabına yazmıyor ve ülkesine rapor olarak iletiyor. Ancak bir gazeteci olan ve sansasyon peşinde koşan Ellison bunu dinlemiyor anlaşılan.
ATatürk burada söylemediklerimiz söyledi veya aleyhimize tefsir etti derken, net olarak hangi söylemediklerini yazdığını ilettiğini belirtmemiş. Belki de Ellison ATATÜRK’ün ağzından ATATÜRK’ün söylemediği bir üslup ile yazmış olabilir ve/veya sözünü tutmayıp sır kalması gereken şeyleri Türkiye’nin aleyhine kullanmak için yazmış olabilir.
Bu dönemde özellikle dinci isyanların yeni yeni bastırıldığı ve İngiltere’nin bunlar dinsiz politikası ile Şeyh SAit gibi hainleri kandırdığı düşünülürse, konu anlaşılabilir. Yine de bu konuda net bir cevap verebilmek veya emin olabilmek Ellison’un yazdıkları ile mümkün değil ama Sherrill’ın raporuyla benzerlik göstermesi tesadüf olamaz. Atatürk’ün din hakkındaki görüşlerini uzun bir süre sakladığını, müslüman olmadığı bilgisini halka açıkça iletmediğini biliyoruz. Bunun yerine bu bilgileri yabancı gazetecilere ve devlet adamlarına iletmiş, çünkü Türk devlet adamlarının veya gazetecilerinin bu bilgileri kaldıramayacağını düşünüyor olabilir ki böyle düşünmüşse haklıdır. Bugün bile insanlar müslüman olmadıklarını açık açık dile getiremiyorlar. Hele bir de ATATÜRK gibi asıl amacı devrimler olan bir liderseniz, dine bakış açınızın yaptığını ve yapacağınız devrimlerin aleyhine kullanılmasını istemezsiniz. Nitekim Atatürk’te kişisel notlarında bundan bahsetmiş “aleyhimize tefsir ediyor” demiş.
Bu durumda ATATÜRK’ün devrimlere verdiği önceliği göstermektedir. Örneğin Ellison’un kitabı çıktığı sıralarda ATATÜRK anayasadan devletin dini İslamdır ibaresini kaldırdı. Bunu dinsizlik veya din düşmanlığı diye tanımlayacak art niyetli ve cahil insanlar olacaktır veya kısa bir zaman sonra kadınlara seçme ve seçilme hakkını vermesi, kılık kıyafet devriminin henüz yeni yeni oturmaya başlaması, harf inkilabı ve en önemlisi laikliğin anayasaya eklenmesi gibi ibareler hem gizli muhalifler, hem dinciler, hem bağnaz ve cahil insanlar tarafından din düşmanlığı diye gösterilecektir. ATATÜRK bir de bunların içinde dine inanmadığı gibi aslında konu dışı bir konuda kamuoyuna açık açık bilgi vermek istememiştir. Çünkü dine inanmıyor olması şahsi bir meseledir, devrimler ise tüm Türk Milletinin meselesidir.
Atatürk bu konuda oldukça pragmatist bir yaklaşım izleyerek İslam dinine inanmıyor olmasını saklamıştır. Ellison’un kitabı işte bu olguya saldırı niteliği taşımaktadır. Atatürk “hiç bir dine inanmıyorum” sözünü söylemişse bile bunun kitabında yayınlanmasını istememiştir. Ellison ise klasik gazeteci tavrı takınmıştır. ATatürk bu konuda Ellison’un gazetecilikten de öte İstanbul’da bazı insanlarla çalışan bir casus olduğunu iletiyor. Demek ki ATATÜRK; kendisini din düşmanı olmasını göstererek içeride zararlı faaliyetler yürüten insanların farkındadır. Dine inanmıyor olmasını, din düşmanlığına getirerek, ATATÜRK’ün devrimlerine karşı hareket etmek isteyenler olduğunun farkında.
Bu art niyetli hainlerin bugün de olmaları ATATÜRK’ün müslüman olmadığı gerçeğini gizlemek için can atan iyi niyetli insanları doğurmaktadır. Bazıları yalan bilgilerle işi çığrından çıkarıp tarih bilimine ihanet edercesine “Atatürk müslümandı” derken, bazı iyi niyetli insanlar tarihi verileri farklı yorumlayarak ATATÜRK müslümandı demek istemektedirler. İlk gruptaki insanlar bizim konumuz dışıdır. Onlar zaten yalanı açık açık yapmaktadır. ATATÜRK’ün söylemediği sözleri söylemiş gibi, aktarmadıklarını aktarmış gibi göstermektedirler.
Ancak ikinci gruptaki insanlar yani iyi niyetle hareket edenler de bunu sadece kişisel inançları için yapmaktadır. ATATÜRK’ün müslüman olduğu bilgisinin hiç bir tarihsel kanıtı olmadığını bile bile hayatındaki belli bir döneme göre bu kanıya varan insanlar. Kullandıkları kanıtlar doğru ama ya yorumlama yanlış ya da iddiayı yanlış aktarıyorlar. Kimse ATATÜRK doğduğu anda müslüman değildi demiyor zaten.
Atatürk hayatının belli bir bölümünde İslam dinine inanmış bir liderdir, ta ki İslam dinini öğrenene kadar…
Devam edecek.
Yorum bırakın