Giriş
Yeni Ateizm diye de bilinen, Sam Harris, Richard Dawkins, Daniel Dennett ve
Christopher Hitchens önderliğinde başlayan aktivistik ateist akım üzerindeki
en büyük ihtilaflardan birisi, tarihteki ve günümüzdeki şiddetin ve savaşların
üzerindeki dinin rolü olmuştur. Neo-teistler, savaşların büyük çoğunluğunun
dinler adına çıkarıldığı iddiasını Yeni Ateistlere isnad etmişler ve eleştirilerini
de bu yönde yapmıştır. Bu yazımız, Yeni Ateistlere isnad edilen iddianın çarpıtıldığını ve savaşların çoğunda dinlerin kitleleri savaşa yönlendiren bir araç ve savaşlara meşruiyet kaynağı olarak hizmet ettiğini kaynaklarıyla ortaya koyar ve bu yönde tarih, sosyoloji ve psikoloji gibi dallardan akademik çalışmaları derler. Yazımızın ana amacı, söz konusu iddianın Yeni Ateistler menşeili olmayıp,
akademi kaynaklı olduğunu öne sürmektedir.
Şiddet, Savaşlar ve Dinler ekseninde Yeni
Ateizme Yönelik İddialar
Yeni Ateizm eleştirmenlerinin yönelttiği en büyük eleştirilerden birisi, Yeni Ateistlerin savaşların ve şiddetin çoğunu, ve bazılarına göre “tüm kötülükleri” dinlerin doğurduğunu iddia ettiği yönündeki isnad olmuştur. Whitley Kaufman (2019, 4), din ve şiddet arasındaki bağlantının Yeni Ateist argümanlarında merkezi rolde olduğunu söyler. Söz konusu eleştiri’ye 2 farklı şekilde rastlamaktayız:
- Yeni Ateistler, tüm sorunların kaynağı olarak dinleri görürler.
- Yeni Ateistler, savaşların çoğunluğunun dinler üzerine çıktığını öne
sürer.
Her iki çeşit iddiada bulunanlar da çağdaş akademinin durumun farklı
olduğunu gösterdiğini öne sürerler.
Bu iddianın ilk çeşidine örnek olarak Alper Bilgili’yi göstermek mümkün. Alper
Bilgili (2018), de bu iddiayı şöyle dile getirir:
Yalnız, Yeni Ateistlere göre, asıl mücadele edilmesi gereken, toplumda
denk geldiğimiz bütün kötülüklerin anası, aslında dinlerdir.
Bu iddianın ikinci çeşidine de birçok örnek saymak mümkün. William
Eerdman bu iddiayı daha da derine götürür. Eerdman, ateistlerin dinlerin rol
oynadığı savaşlarda politik faktörlerin de yok sayılması gerektiğini
benimsediğini öne sürer (2006, 94):
Ateist polemikçiler dinlerin tarih boyunca ve bugün de savaşlara neden
olduğunu öne sürer. Onların argümanları tek nedenliliğe yeltenir, yani,
eğer din bir krizde rol oynadıysa, o halde din ana veya tek neden
olmalıdır, diğer faktörler ve özellikle politik faktörleri
hesaba katmayarak.
Hristiyanlık Savunusu ve Araştırması sitesi olan carm.org (2012) sitesi
örneğin, “Dinlerin Savaşların 1 Numaralı Nedeni Olduğu Miti” adlı
yazısında Ateistler ve Hümanist Sekülerlerin bu iddiayı istikrarlı bir şekilde
dile getirdiğini söyler. Historyforatheists.com sitesinden Tim O’Neill (2021) ise
bu iddiayı bir adım daha ileri götürür:
Din nedenli çıkan savaşlarda, diğer herhangi bir nedenden ötürü
doğan savaşlardan daha çok insan öldüğü klişesi, ateist aktivistler
arasında tartışmaya açılmaz bir hükümdür
Bu cümlenin ikinci yarısından sonra O’Neill “ateist aktivistlerdeki tartışılmaz
hüküm” dediği klişenin, daha detaylı incelenmesi durumunda Yeni Ateistleri
bir etik paradoksa sürüklediğini söyler. Whitley Kaufman (2019, 4) ise bu
eleştiriyi Yeni Ateistlere şöyle isnad eder:
Dinlerin savaşların ve insan keşmekeşliğinin çoğunun kaynağı, baskı
ve sömürmenin temeli ve suçluluk hissinde rol alan anlatılmayan
psikolojik zararın ve ebedi lanetlenme korkusununun kaynağı olduğu
söylenmekte bize.
Keith Ward da benzer iddiada bulunur ve tarih bilimine giriş seviyesindeki
okumanın bile Yeni Ateistlere isnad edilen iddiayı çürüttüğünü söyler (2008,
415):
Bazı insanlar insanlık tarihinde dinin şiddetin büyük nedeni olduğunu
öne sürer. Dini keşmekeşliklerin ve savaşların olduğunu kimse inkar
edemez, ama dinler şiddetin esas nedeni midir? Tarihe olan kısa bir
bakış bile durumun böyle olmadığını gösterir.
Neo-teistler Yeni Ateistlere isnad ettikleri bu miti öylesine yaygınlaştırdılar ki, artık sorgulanamaz bir gerçek gibi muamele etmekteler bu mite ve sonucunda şehir efsanesi seviyesindeki neo-teistik oluşumlar bile bu miti sürekli tekrar etmekte. Örneğin, Öncül Analitik “Felsefe” dergisinden neo-teist Musa Yanık şöyle der (2021):
dinin adeta dünyadaki bütün kötülüklerin sebebi olduğunu, tıpkı arsenik gibi insanları zehirlediğini, bundan da öte din denilen şeyin bir yanılsamadan ibaret olduğunu savunan insanlar, bu fikirlerini hâlâ savunmaya devam ediyor olabilirler. Çağdaş felsefeci Alvin Plantinga’nın da belirttiği gibi onlar için “diş çürümelerine bağlı baş ağrıları hariç, bütün musibetlerin sebebi dindir.”
veya, neo-teistlerin bu putsallaştırılmış mitinin kahve muhabbetlerinde ve şehir efsanelerinde dolaşmasına örnek olarak Ekşisözlük de gösterilebilir. Ekşisözlükte de bu neo-teistik mit şöyle dile getirilmekte (2020):
özellikle son yüzyılda Ortadoğu’da bitmek tükenmek bilmeyen savaşlardan olacak ki ateist, deist sayfa ve sitelerin çoğunda karşınıza çıkabilecek bir iddia da “dinlerin kötülük, savaş ve ölümlerin başlıca sebebi” olduğudur.
Neo-teistlerin bu miti putsallaştırdığına dair bir diğer örnek, neo-teist Berat Mutluhan Seferoğludur. Seferoğlu (2020), “savaşların çoğu din adına çıkmıştır” hususunu Ateistlerin pek çoğunun inandığı 10 mitten birisi olarak gösterir.
Ateistlerecevap.org (2018) sitesi de “Ateist ve Deistlerin iddilarından birisi de Dünya’da ki savaşların sebebinin Dinler olmasıymış(!). Bu yüzden Dinler topluma zarar veriyormuş(!)” diyerek bu neo-teistik miti tekrar eder.
Bu bölümün başında belirttiğimiz gibi, Yeni Ateistlere yöneltilen bu eleştirinin 2
şekilde karşımıza çıktığını görmekteyiz. Kayda değer bir diğer husus, Yeni
Ateistleri bu konuda farklı yaklaşımla eleştirenlerin de varlığıdır. Christian
Miller (2020) örneğin, Yeni Ateistlere karşı kaleme aldığı makalesinde “dinin
zararları” diye lanse eder Sam Harris’in argümanlarını – “Yeni Ateistler tüm
savaşlar için dinleri suçlar” veya “Yeni Ateistler tüm problemler için dinleri
suçlar” veya “dinler şiddetin esas nedenidir” yaklaşımını sergilemez.
Sıradaki bölümde, bu eleştirmenlerin alıntılarını ve Yeni Ateistlerin aslında ne
dediğini göreceğiz.
Yeni Ateistlerin Demeçleri
Söz konusu eleştirinin ilk çeşidi, Yeni Ateistlerin dinleri bütün kötülükler için sorumlu tuttuğu yönündeydi. Bu eleştiriyi yöneltenler, buna dair Yeni Ateistlerden bir alıntıda bulunmadığı gibi, herhangi bir referans da vermemekteler. Oysa Yeni Ateistlerin demeçlerine bakıldığı zaman, söz konusu eleştirinin 2’nci çeşidine yakın bir tablo görmekteyiz. Örneğin, Whitley Kaufman, Sam Harris’ten alıntı yapar (Kaufman, 2019, 4) ve alıntı yapılan Harris demeci şöyledir (2004, 12):
Tarihe veya gazete sayfalarına atılan bakış, insanları daha sonra katliamda
birleştiren ayrımcı ideolojilerin genellikle din kökenli olduğunu gösterir.
Kaufman’ın alıntı yaptığı 2’inci isim, Victor Stenger’dır. Kaufman, Stenger’ın “Din’e karşı en iyi pozisyon, dinlerin, dünyanın gördüğü en korkunç kötülüklerin büyük kaynağı olmasıdır.” demesini örnek gösterir. Bu alıntıların 2’sinde de söz konusu eleştirinin ilk çeşidine rastlamamaktayız: Yeni Ateistler, dinleri dünyadaki bütün kötülüklerin kaynağı veya nedeni olarak lanse etmemekteler, Plantinga’nın ve bu miti benimseyen diğerlerinin iddialarının aksine. Dahası, bu 2 alıntıya
baktığımız zaman, Yeni Ateistler; Alper Bilgili ve Tim O’Neill-lerin lanse ettiğinin aksine, “savaşların çoğu din kaynaklıdır” dememekteler. Onlar, dinleri, icrası bu tür yıkımlarla sonuçlanan zihniyet olmakla itham etmekteler fakat “en çok ölüme neden olan” veya “uğruna en çok savaşılan” birer problem olarak lanse etmemekteler. Yeni Ateizmin 4 atlısından olan Christopher Hitchens’ın “Tanrı iyi değildir: Dinler her şeyi nasıl zehirler” adlı kitabının “Dinler öldürür” adlı bölümünda bile “savaşların büyük çoğunluğu din yüzünden”
demez. 2006 yayınlı, Dawkins’ın kendisinin seslendirdiği ve medyada Tanrı
yanılgısı kitabının görselleştirilmesi olarak lanse edilen Tüm Kötülüklerin Kökeni adlı belgeselin daha 2’inci cümlesinde Dawkins, İran, Irak savaşları gibi savaşları örnek göstererek “elbette politika [da] etkilidir [savaşların ortaya çıkmasında]” diyor. Yeni Ateistlerden kimse de “savaşların büyük çoğunluğu din nedenliydi” demez – bu eleştirinin her iki versiyonu da Yeni Ateizm eleştirmenleri tarafından işlenmiş bir Saman Adam Safsatasıdır. Yeni Ateistler, dinler ile insanların savaşa ve şiddete yönlendirildiği söyler ve şimdi gelelim bu tespitte bulunan akademik çalışmalara.
Çağdaş Akademide Dinlerin Savaş ve Şiddet
için Meşruiyet Kaynağı Olduğuna dair
Saptamalar
Söz konusu eleştiride, Charles Phillips ve Alan Axelrod tarafından editörlüğü yapılmış Encyclopedia of Wars-a (Savaşlar Ansiklopedisi) başvurulduğu görülmektedir (Ateistlerecevap.org; CARM 2012; O’Neill 2021; Seferoğlu 2020; Ekşisözlük 2020). Felsefeci-İlahiyatçı Caner Taslaman da TV100 adlı kanalda katıldığı bir programda bu ansiklopediye başvurduğu görülmekte (TV100 2021). Oysa, Yeni Ateizm eleştirmenlerinin başvurduğu Savaşlar Ansiklopedisi’nin kendisi daha giriş bölümünde dinin tarihte savaşların meşruiyet ve açıklamasını tekelinde bulundurduğunu söyler, yani Yeni Ateistlerin “dinler, savaş ve şiddet içim meşruiyet kaynağıdır” iddiasını doğrular:
Savaşlar her zaman ve bugün de bölgesel ihtilaflardan, askeri rekabetlerden, etnik
çatışmalardan ve ticari ve ekonomik avantajlar için yarışmaktan kaynaklanmakta
ve her zaman ve bugün gurura, önyargıya, cebire, kıskançlığa, rekabetçiliğe ve
haksızlık anlayışına dayanır. Fakat 17’nci yüzyıldan öncesine kadar dünyanın
çoğunda, savaş için olan bu “sebepler”, en azından savaşan taraflar tarafından, din
ile açıklanmış ve aklanmıştır (gerekçelendirilmiştir).
Görüldüğü gibi, neo-teist mitlerin başvurduğu Encyclopedia of Wars bize tarihte dinlerin savaşları aklama ve açıklama kaynağı olan bir araç olduğunu söylemekte. Ne var ki, savaş ansiklopedileri içinde bunu yapan tek ansiklopedi de bu değildir! Yeni Ateistlerin “dinler, savaş ve şiddet kaynağıdır” demecini destekleyen olarak gösterilebilecek bir diğer savaş ansiklopedisi, “The Encyclopedia of Global Warfare and Civilization” adlı savaşlar üzerine olan Ansiklopedidir. Bu ansiklopedinin “The Age of Wars of Religions” adlı bölümünün önsöz bölümünde şöyle denilir:
Pagan Romasında yaşayan Latin Hristiyanlar tanrının hakkı ve Sezarın hakkını
ayırt ederdi fakat Sezarlar hristiyan olduktan sonra bu rahatsız edici konsepti
yeniden değerlendirdiler. 5’inci yüzyıldan itibaren, Latin Kilisesi, tanrı tarafından
insana “İki Kılıç” verildiği Doktrinini benimseyegeldi, birisi seküler birisi dini, birisi
imparatora birisi papaya. Sonraki 1000 sene boyunca Latin Hristiyanlar,
Tanrının ve yerdeki kutsanmış kilisesinin adil amaçları dışında bir
savaş olabileceğini tasavvur dahi edemiyordu. Kendilerinden önceki
Paganlar gibi, onlar da şövalyeler arası savaşlarda olduğu gibi,
milletler arası savaşların sonucunda da ilahi hükmün aşikar olduğuna
inanıyorlardı.
Bu ansiklopedi de Yeni Ateistlerin “dinler, savaşların ve şiddetin meşruiyet kaynağıdır” iddiasını desteklemektedir. Savaşlar üzerine olan bu ansiklopedi dinlerin dindarlar açısından bir savaş meşruiyetinin kaynağı olarak görüldüğünden, savaş sonuçlarının da ilahi adalet olarak görüldüğünden bahsetmektedir. Dahası, Kilisenin de “İki Kılıç” doktrini ile hem dini hem imparator savaşlarını açıklayıcı ve aklayıcı bir güç olarak gördüğünü akademik bir tespit olarak görmekteyiz. Paganların da Hristiyanların da din ile savaşları “olması gereken” olarak değerlendirdiğini gördük. Aynı ansiklopedi, Katoliklerle sınırlı kalmamakta. Ortodoksların “Caesaropapism” doktrini ile savaşkanlığı ve ruhani liderliği birleştirdiğinden bahseder. Aynı paragrafın devamında şunları söylemektedir:
Hristiyan ve İslam keşmekeşliğinden habersiz uzak diyarlarda da savaşlar üzerine dini gerekçelendirme oldukça yaygındı.
Devamında, Japonya, Hindistan, Amerika kıtası uygarlıkları gibi toplumlarda savaşların nasıl ilahi konseptlere dayandırıldığından bahseder. Müslümanların cihat konseptinden ve bu konsept ile savaşkanlığından da bahseder. Bu savaşlar ansiklopedisi de Yeni Ateistlerin iddiasını çürütmek yerine neo-teistleri çürütmektedir gördüğümüz gibi.
Dinlerin savaşları aklama aracı olarak hizmet ettiğine dair sosyolojik çalışmalar da çoktur. Caroline Üniversitesi Sosyoloji Departmanından Profesör John R. Hall, “Din ve Şiddet: Mukayeseli Perspektifte Sosyal Süreçler” adlı makalesi de Yeni Ateistlerin bu iddiasını tarihsel açıdan destekler diyebiliriz. Hall şöyle der (2001):
“Dinlerin bir çoğu belirli koşullarda şiddeti meşrulaştırmış, başka
bazıları bu sürece yakalanmıştır. Kadim dünyada, Zerdüştlük ilk
savaş/kavga mitlerini iyi ile kötü arasındaki ebedi
apokaliptik/kıyametimsi mücadele teolojisine dönüştürmüş (Cohn
1993:114) ve antik Musevilik savaş koşulları altında bir federasyon
kurmuştur (Schluchter: 185, 200). İlk Hıristiyanlığın şehitleri, Ortaçağ Roma
kilisesinin haçlı savaşları ve Engizisyonu vardı. İslam’a gelince; yönetim ile din
arasındaki yaygın ilişki — reformasyonun yakıt tankı olarak cihad
ilkesiyle birlikte– politikaya kalıcı bir şiddet potansiyeli aşılamıştır.”
Bu makalede, Din Sosyolojisi El Kitabı için hazırlandığı notu da geçer. Görüldüğü gibi, Din Sosyolojisi de Yeni Ateistlerin iddiasını desteklemektedir ve neo-teistlerin mitini çürütmektedir, zira, bu makale de dinlerin birçoğunun belirli koşullarda şiddeti meşrulaştırdığını, diğerlerinin bu sürece yakalandığından bahsetmekte iken spesifik yaygın dinlerin de şiddeti nasıl politize ettiğinden de bahsetmekte.
John R. Hall (2013), şiddet potansiyelinin spesifik dinlerde yattığı gerçeğinin Emile Durkheim analizlerinden iyi temellendirilmiş bir husus idüğünü söyler.
Psikolojik Açıdan Din ve Şiddet adlı çalışmada Din Profesörü ve Klinik Psikoloji Profesörü James W. Jones (2013), insanların şiddet için kesinliğe, yanılmazlığa ihtiyaç duyduğunu söyler ve dinlerin insan psikolojisine aşıladığı “kesinlik” ve “mutlaklık”tan bahseder:
Ek olarak, terörist dinler “birleştirici” dinlerdir, mensuplarına mutlak iddialarda bulunur. Burada da, burada psikolojik mesele var – mutlak, kesin, yanılmaz bir şeye olan ihtiyaç psikolojisi. Bu durum, insanların bağlılıklarının ve özverisel düşkünlüklerinin nesnelerini aşırı idealize etmek için gereken psikolojik gereksinimi de kısmen yansıtmaktadır. Düşkün, aşırı idealleştirilmiş hususuna olan düşkünlüğünü aşırı derecedeki şiddet ve [gayrimeşru] katletme ile gösterebilir. Bu tür bütüncül vizyonlar tüm şüphe ve belirslizliği ortadan kaldırır ve mutlak kesinlik iddiası temin eder.
Aynı makalede Jones, dinlerin şiddete ve teröre yatkın insanları nasıl kendine çektiği hakkında şöyle der:
Klinik ve psikodinamik bakış açısından, bu tür örüntülerin genelde bir arada cereyan etmesi tesadüf değildir. Bazı bireylerdeki bir şey, o bireyleri, kıyametimsi
(apokaliptik) ve insanlığı tamamen iyiler ve tamamen kötüler diye ikiye ayıran dinlere yönelmeye ve o dinleri kabul etmeye ve devamında o dine mensup olmayanlara karşı önyargılara ve dini savaşlara (haçlı seferlerine) götürebilir.
Dinlerin insanları bu düşüncede ikiye ayırmasına “düalistik düşünme” denilir (Velji, 2013, 3). Velji’nin aktardığına göre, bu düalistik düşünme, dini şiddetin özlü bir unsuru olarak bilginler tarafından not edilmiştir. Velji, kıyamet senaryosu içeren dinlerin şiddeti ortaya çıkarmasına faktörler olarak ilahi otoriteyi, düalistik düşünme yapısını ve kıyamet zamanını gösterir. Veljiye göre, “dünyadaki süre kısıtlı idüğünden ötürü, doğru inanca sahip olmak ve gelecek hayatta kurtuluşa ermek son derece büyük önem kazanmakta. Herkes imha edilecektir ya da cehenneme gönderilecektir ya da en iyi senaryo olarak yok edilecektir”. Dinlerin şiddet ile ilişkisini Siyaset Bilimi açısından ele alan Daniel Philpott (2013, 8), 19’uncu
yüzyıla kadar sadece dini terörizmin var olduğundan bahseder ve günümüzde dini terörizmin seküler terörizmden hem çok daha yaygın hem de çok daha öldürücü idüğünü söyler. Philpott’un aktardığına göre, selefi – cihatçılar terör eylemlerinde en büyük paya sahiptir, onların her eylemi ortalama 17 kişi öldürür ve 39 kişi yaralarken, seküler ideolojiye dayalı terör eylemlerinde bu ortalama 3-4 ölü ve 8-16 arası yaralıya eşittir.
Görüldüğü gibi, dinlerin savaşlara bir aklama ve gerekçelendirme olduğu, şiddete eğilimli insanları kendine çektiği ve hem savaşa hem şiddete meşruluk kazandıran bir kaynak olduğu çağdaş akademinin bir saptamasıdır. Bu konuda antropoloji, tarih, sosyoloji, psikoloji, teoloji gibi birçok dalda çalışmalar yapılmaktadır. Oxford Handbook of Religion and Violence, bu konuya giriş yapmak için iyi bir derleme kitabıdır.
SONUÇ:
Yeni Ateizme isnad edilen “savaşların büyük çoğunluğu dini bölünmelerden doğmuştur” iddiasını Yeni Ateistlere bağlayan herhangi bir alıntı veya referans yoktur – Yeni Ateistlerin böyle bir şey iddia etmediklerini öne süreriz.
Yeni Ateistlere isnad edilen “tüm problemler din kaynaklıdır” iddiası (Plantinga) da benzer şekilde asılsızdır.
Yeni Ateistlerin yaydığı şey, alıntılarda göründüğü gibi, dinlerin kutuplaşma ve ayrımcılık getirebileceğidir, şiddeti, yıkımı ve savaşı aklayabileceğidir ve bu söylem de çağdaş akademide kabul edilen bir tespittir: Dinlerin savaşları ve şiddeti akladığı ve açıkladığına dair tarihsel ve sosyolojik çalışmalara rastlamaktayız, dinlerin şiddete meyilli insanları kendisine çektiği ve onları şiddete yöneltmek için psikolojik zemin temin ettiğine dair psikolojik çalışmalar da bolca mevcut ve bu yazımızda da ona yer verildi.
Dolayısıyla, Yeni Ateistler tarafından haykırılan “dinler, şiddet ve savaşların meşruiyet kaynağıdır” anlamındaki iddianın, çağdaş akademi tarafından doğrulandığını söyleyebiliriz ve gene çağdaş akademi ışığında, neo-teistlerin bu mitte başarısız olduğu da belirtilmelidir.
KAYNAKÇA:
- Ateistlerecevap.org (2018). https://ateistlerecevap.org/dinler-savas-sebebi-mi/
- Axelrod, A. ve Phillips, C. (2005). Encyclopedia of Wars. New York:
Facts on File, Inc. - Bilgili, A. (2018, 24 Mart). Yeni Ateizm Nedir? Klasik Ateizmden farkı nedir? |
Doç.Dr. Alper Bilgili. Dini Cevaplar adlı Youtube Kanalının video gönderisi. Erişim
tarihi: 12/30/2022. Erişim
adresi: https://www.youtube.com/watch?v=YZoPOUr24kw - CARM (2012, 22 Nisan). The Myth That Religion is the #1 Cause of Wars. Erişim
adresi: https://carm.org/atheism/the-myth-that-religion-is-the-1-cause-of-
war/ Erişim tarihi: 12/30/2022. Erişilen sürümün web arşiv
hali: https://web.archive.org/web/20221230013944/https://carm.org/atheism/the-
myth-that-religion-is-the-1-cause-of-war/ - Eerdmans, W. B. (2006). The New Atheism: Denying God and History.
Conversations in Religion and Theology, 6:1, 2008. S: 89-99. - Ekşisözlük. (2020). https://eksisozluk.com/entry/100059559
- Hall, J.R. (2001). Religion and Violence: Social Processes in Comparative
Perspective. İçinde: Handbook of Religious Sociology, Cambridge Press. Makaleye
erişim adresi: https://projects.iq.harvard.edu/files/wcfia/files/569_jhallreligionviolence11-
01.pdf - Hall, J.R. (2013). Religion and Violence from a Sociological Perspective. İçinde: The
Oxford Handbook of Religion and Violence. Ed: Juergensmeyer, M., Kitts, M. ve
Jerryson, M. New York: Oxford University Press. - Harris, S. (2004). The End of Faith: Religion, Terror and The Future of Reason. New
York: W. W. Norton & Company Inc. - Jones, W. J. (2013). Religion and Violence from a Psychological Perspective. İçinde:
The Oxford Handbook of Religion and Violence. Ed: Juergensmeyer, M., Kitts, M. ve
Jerryson, M. New York: Oxford University Press. - Kaufman W. New Atheism and its critics. Philosophy Compass.
2019;14:e12560. https://doi.org/10.1111/phc3.1256 - Miller, C. (2020). Are we better off without religion? The harms (and benefits) of
religious belief. İçinde: A New Theist Response to The New Atheists. Ed: Rasmussen,
J. ve Vallier, K. London ve New York: Routledge. - O’Neill, T. (2021, 18 Mayıs). THE GREAT MYTHS 12: RELIGIOUS WARS AND
VIOLENCE. Blog yazısı. Erişim adresi: https://historyforatheists.com/2021/05/the-
great-myths-12-religious-wars-and-violence/ Erişim tarihi: 12/26/2022. Erişilen sürümün web arşiv hali: https://web.archive.org/web/20221225073739/https://historyforatheists.com/2021/05/the-great-myths-12-religious-wars-and-violence/ - Philpott, D. (2013). Religion and Violence from a Political Perspective. İçinde: The Oxford Handbook of Religion and Violence. Ed: Juergensmeyer, M., Kitts, M. ve Jerryson, M. New York: Oxford University Press.
- Seferoğlu, B. M. (2020, 2 Eylül). Ateistlerin Pek Çoğunun İnandığı 10 Mit – Berat Mutluhan Seferoğlu. Öncül Analitik Felsefe Dergisinin web sitesinde bir blog yazısı. Erişim adresi: https://onculanalitikfelsefe.com/ateistlerin-pek-cogunun-inandigi-10-mit-berat-mutluhan-seferoglu/ Erişim tarihi: 12/20/2022. Erişilen sürümün web arşiv hali: https://web.archive.org/web/20221230022226/https://onculanalitikfelsefe.com/ateistlerin-pek-cogunun-inandigi-10-mit-berat-mutluhan-seferoglu/
- TV100. (2021, 23 Temmuz). Caner Taslaman: Tarihte din savaşların %7’sini oluşturuyor. TV100’ün Youtube kanalında bir video gönderisi. Erişimtarihi: 12/30/2022. Erişim adresi: https://www.youtube.com/watch?v=dDai_QY5oxo
- Velji, J. (2013). Apocalyptic Religions and Violence. İçinde: The Oxford Handbook of Religion and Violence. Ed: Juergensmeyer, M., Kitts, M. ve Jerryson, M. New York: Oxford University Press.
- Ward, K. (2008). Is Religion Dangerous? Studies: An Irish Quarterly Review, Vol. 97, No. 388 (Kış sayısı). S: 413-419. Erişim adresi: http://www.jstor.org/stable/25660606 Erişim tarihi: 21-06-2016
- Yanık, M. (2021, 18 Nisan). Din Karşıtlığından Din Felsefesi Karşıtlığına: Türkiye’deki Yeni Ateist Paradigma Yanılgısı – Musa Yanık. Öncül Analitik Felsefe Dergisinin web sitesinde bir blog yazısı. Erişim adresi:https://onculanalitikfelsefe.com/din-karsitligindan-din-felsefesi-karsitligina-turkiyedeki-yeni-ateist-paradigmanin-yanilgisi-musa-yanik/ Erişim tarihi: 12/30/2022.Erişilen sürümün web arşiv hali: https://web.archive.org/web/20221230012745/http://web.archive.org/screenshot/https://onculanalitikfelsefe.com/din-karsitligindan-din-felsefesi-karsitligina-turkiyedeki-yeni-ateist-paradigmanin-yanilgisi-musa-yanik/

İstanbulun istilasında Türklerin işlediği katliamlar ve vahşetler – Yeni Ateizm için bir cevap yazın Cevabı iptal et